Kısaca ibadet nedir ve niçin yapılır? İbadet kavramının kelime anlamı itaât etmek, boyun eğmek, tavazuû göstermek, daha açık bir ifade ile kişinin; bir kimseye ona isyan etmeden ve ondan yüz çevirmeksizin itaat etmesidir. İslâmi terim olarak, “Allaha (cc) teslim olan mükellefin fiillerine ibadet denilir”.
Neden ibadet ederiz? İnsan niçin ibadet etmeye ihtiyaç duyar? İslam’da Müslümanın ibadet hayatı. İslâm’ın kalbî ciheti “amentü” esaslarıdır amelî kısmı ise, Kur’ân ve sünnet’in ibâdet, muâmelât ve hukûka dâir hükümleridir. Îmânın mü’minde zirveleşmesi, amel-i sâlih dediğimiz Allah rızâsını
Allah’a ibadet eden insan, onun tüm varlıkları yarattığını ve yaşattığını bilir. Onun bağışlayıcı ve merhamet sahibi bir varlık olduğuna inanır. Kendisi de merhametli olmaya çalışır. İnsanlara yardım eder, kimsesizleri gözetir. Böylece ibadet, kişiyi hem mutlu eder hem de Allah’a yakınlaştırır. Bu paragraf
İslaminanç esaslarını kısaca anlatınız. 17, Haziran, 17 Genel kategorisinde adem Sizce insanlar niçin ibadet eder? 17, Haziran, 17 Genel kategorisinde
Hz Halime Mekke'ye girdiğinde, kadınların hemen hepsi, emzirecek bir çocuk bulmuş, sevinç içerisinde yurtlarının yolunu tutmuşlardı bile. Abdülmuttalib de, sevgili torunu Peygamberimizi bir sütanneye vermeyi çok istiyordu. Fakat kadınlardan kime teklif ettiyse, "Yetimdir" diyerek almaya yanaşmadılar.
tbl8li4. Dua, Allah’ın sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmak, rızasına ermek, istek ve arzu-larına kavuşmaktır. Allah kulunun istek ve arzularını yerine getirmek için duayı vesile kılmıştır. “İsteyin ki, vereyim,” diyor. Duanın makbul olduğu gün ve gecelerde Allah Taalâ şöyle buyuruyor “İstiğfar eden yok mu? Afv ve mağfiret edeyim. Rızık isteyen yok mu? Hemen rızıklandırayım. Belâya uğrayan yok mu? Hemen selâmet ve afiyete kavuşturayım.”Böyle zaman ve zeminlerde biz Allah’ın kulları olarak ne istersek isteyelim, inanıyoruz ki, Yüce Rabbimiz her arzumuzu yerine getirir, her istediğimize cevap ve-rir. Yeter ki, biz samimî ve dürüst olalım. Demek Allah bizim duamıza cevap vermek için kendinden istememizi istiyor. İstemeyi veren Allah, elbette kendi kulunun samimi isteğine cevap verecektir. Allah kuluna cevap vermek için kulunun kendisine baş vurmasını ana hedefi insanın Allah’a hâlini arz etmesi ve Ona niyazda bulunması ol-duğuna göre, dua kul ile Allah arasında bir diyalog anlamı taşır. Bunun gerçekleşmesi için önce Allah insanı kendi varlığından haberdar etmiş, insan da varlığını benimsediği bu Yüce Kudret karşısında duyduğu saygı ve ümit hisleri sebebiyle kendisinden daha üstün olanla irtibat ihtiyacını böyle bir irtibat neticesinde, insanın bir taraftan kendi ihtiyaç ve eksiklerinin telâfisini, diğer taraftan daha mükemmele ulaşmasını hedefleyen bir diyalog vasıtasıdır. Bir başka deyişle dua sınırlı, sonlu ve âciz olan varlığın, sınırsız ve sonsuz Kudret Sahibi ile kurduğu bir köprüdür. Bu sebeple insan, tarihin hiçbir döneminde duadan uzak de, inancımız da, insanın fıtratı da duayı gerekli görüyor. İnsanın ihtiyaç-larının sonsuz oluşu ve bunları temin etmedeki acizliği, zararlı şeylerden kendini ko-rumadaki yetersizliği, ebedi güzellikleri istemesindeki ruhi ve kalbî arayışlarına, bek-lentilerine cevap verecek mutlak zenginlik sahibi bir Zat olabilir. İnsan bütün bu arzu ve emellerine içten, samimî ve devamlı dua ile dua ne için edilirne için dua ederizneden dua ediyoruz
Her şeyden önce, biz insanların yaratılış gayesi olduğu için ibâdet ederiz. Çünkü Allah, biz insanları kendisini tanıyıp îman etmemiz ve ibâdette bulunmamız için yaratmıştır. Bu husus Kur’ân-ı Hakîm’de “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım.”1âyetiyle beyan yüzden birer mü’min olarak, bu âyet-i kerîmenin ifade ettiği yaratılış gayemize uygun şekilde hareket eder, Hâlık’ımıza karşı ibâdet ve kulluk vazifemizi yerine getirmeye Mün’im-i Hakîki olan Allah bize pek çok ni’metler verdiği için de o ni’metlere bir teşekkür ve şükran olarak Allah’a ibâdette küçük bir hediyesini aldığımız birine, tekrar tekrar teşekkür ederken sayılamayacak kadar çok ni’metlerine, hediye ve ikramlarına mazhar olduğumuz Mün’im-i Hakiki ve Rezzak olan Allah’a karşı ibâdetle teşekkürde bulunmazsak, ne derece nankörlük etmiş olacağımız açıktır. Bu sebeple böyle bir duruma düşmemek için, ibâdet vazifemizi tam ve eksiksiz yapmaya gayret Zülcelâl bizleri yoktan var etmiş ve ayrıca binlerce duygu ve cihazlarla donatmış. O duygu ve cihazlarımızın ihtiyacı olan her şeyi yine O yaratmış. Hayatla birlikte bizler için insâniyet, îman ve hidâyet gibi çok kıymetli ve paha biçilemez olan bu ni’metleri de fazl ve kereminden bize Said Nursî Hazretleri “Cenâb-ı Hak seni ademden vücuda ve vücudun pek çok eşkal ve vaziyetlerinden en yükseği Müslim sıfatıyla insan sûretine getirmiştir. Mebde-i hareketin ile son aldığın sûret arasında müteaddid vaziyetlerin, menzillerin ve etvar ve ahvalin herbirisi sana ait ni’metler defterine kaydedilmiştir. Bu itibarla, senin geçirmiş olduğun zaman şeridine elmas gibi ni’metler dizilmiş, tam bir gerdanlık veya ni’metlerin envâına bir fihriste şeklini veriyor.”2 diyerek ne kadar büyük ni’metlere vasıl olduğumuzu dile Teâlâ da Kur’ân-ı Hakîm’deki” Allah’ın ni’metlerini saymaya kalksanız değil tek tek saymak topyekûn bile sayamazsınız.”3 âyetiyle ni’metlerinin sonsuz olduğu ve saymakla bitmeyeceğini açık bir şekilde kadar sonsuz ni’metler karşısında bizlere düşen vazife ni’met sâhibi Cenâb-ı Hakk’ı tanımak ve sevmek, ibâdetle tanıyıp sevdiğimizi göstermek, verdiği ni’metlerinden dolayı daima şükür ve minnet duyguları içinde da unutmamak gerektir ki yapmış olduğumuz ibâdet ve şükürler, bu dünyada bizlere verilmiş olan ni’metlerin tam karşılığı olmaktan çok uzaktır. Hâlbuki Allah, îman edip ibâdet yaptığımız takdirde, bizler için ayrıca âhirette daha büyük ni’metler hazırlamış ve Cennette ebedî bir saadet va’ durumda Allah’ın âhirette vermeyi va’dettiği bu ni’metler, tamamen O’nun hususî ihsânı, fazl ve ikrâmıdır. Yoksa bizim yaptığımız ibâdet ve şükürlerin karşılığı ve ücreti YÜKSEKDAĞDipnotlar 1- Zâriyât Sûresi, Âyet 56. 2- Mesnevî-i Nûriye, Said Nursî, s. 218, Yeni Asya, 2013. 3- Nahl Sûresi, Âyet konuda makaleler
İbadet; Allah'a saygı göstermek, onun buyruklarını yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmaktır. İbadet yapmakla Allah'a olan sevgi, saygı, inanç ve bağlılığımızı ortaya koymuş oluruz. Kur'an, ibadet konusu üzerinde önemle durur. Bir ayette “...Rabb’inize ibadet edin ve iyi işler yapın ki kurtuluşa eresiniz.”1 buyrulmaktadır. Namazlarda okunan, “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.”2 ayetiyle de ibadetin sadece Allah için yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Namaz, oruç, hac ve zekât İslam'ın temel ibadetlerindendir. Bunların zamanı ve yapılış şekli dinimizce belirlenmiştir. İbadetler bunlarla sınırlı değildir. İnsanın inancı gereği Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için kulluk bilinciyle yaptığı her olumlu ve faydalı davranış ibadet sayılır. Örneğin Kur'an okumak, dua etmek, Peygamberimize salavat getirmek, çalışmak, iyiliği özendirmek, kötülüğe engel olmak ve güler yüzlü olmak birer ibadettir. Ayrıca Allah'ın yasakladığı her türlü davranıştan kaçınmak da ibadettir. Hiçbir ibadet başka bir ibadetin yerini tutmaz. Bu nedenle inanan insan, namazını kılıp orucunu tuttuğu gibi çalışmak ve yardım etmek gibi güzel davranışları da ihmal etmemelidir. İbadet, Allah emrettiği için yapılır. Allah, “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize kulluk ediniz.”3 buyurarak insanların kendisine ibadet etmelerini istemektedir. Bu durumda Müslüman olan herkes, Allah'ın istediklerini yapmalı, istemediği şeylerden de uzak durmalıdır. İnsanın, Rabb'ine ibadet etmesi ve onun rızasını kazanmaya çalışması gerekir. Bir ayette bu durum şöyle ifade edilmiştir “. İnsanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”4 3 Bakara suresi, 21. ayet. 4 Zâriyât suresi, 56. ayet. İbadetler, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılır. Bu husus bir ayette şöyle belirtilmektedir “De ki Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabb’i Allah içindir.”5 İbadet Allah'a olan sevgimizi ifade etmek ve Allah'ın sevgisini kazanmak amacıyla yapılır. Ayrıca ibadet, Allah'ın bize verdiği nimetlerden dolayı ona şükretmek amacıyla yapılır. Allah, insana sayısız nimetler vermiş ve pek çok iyilikte bulunmuştur. Ona düşünebilme yeteneği vermiştir. Dünyadaki canlı ve cansız varlıkları onun hizmetine sunmuştur. Bu sayısız nimetleri bizim hizmetimize sunan Allah'a inanmalı ve yalnızca ona ibadet etmelidir. Allah'ın, kullarının yaptığı ibadete ihtiyacı yoktur. Ancak kulların kendilerini ve âlemi yaratan Allah'a ibadet etmeleri kulluk vazifesidir. İbadetlerin bireysel ve toplumsal pek çok yararı vardır. Örneğin namaz kötülüklerden uzaklaştırır, cemaatle namaz kılmak birlik ve beraberlik duygularını pekiştirir, zekât dayanışmayı sağlar. İbadet eden insan, Allah'ın buyruğuna uymuş ve sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Böylece Allah'ın sevgisini kazanır ve onu memnun eder. Allah'ın kendisine kulluk edenlere ödül olarak hazırladığı cennete de layık olur.
Bu yazımızda niçin ibadet edilir kısaca olarak bilgi aktaracağız. İbadet, abd kökünden gelir. Abd, kul demektir. İbadet de kulluk etme görevidir. Allah’ın emrettiği ve Peygamber’in yapılması gerektiğini söylediği ameller ibadettir. İbadet etmek belli bir zamanda belli kurallara göre gerçekleştirilen amellerdir. İslam’ın farzlarından olan ibadet etme faaliyeti namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek, kurban kesmek şeklinde gerçekleştirilir. Bunların dışında birçok ibadet bulunmaktadır. İbadet, Allah rızası için yapılan her şeydir. İbadet etmemizin nedenleri şu şekildedir *Allah’a kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapılır. *Allah rızası için yapılır. *Dinin gereklilikleri olarak yapılır. *Cenneti kazanmak için yapılır. *Sosyal hayatı düzenlemek için yapılır. *Bireysel dünyamızı şekillendirmek için yapılır. *İnsanların her anlamda hayatını düzenlemesi ve şekillendirmesi için yapılır. *İbadetler bireysel ve toplumsal olarak yapılabilir.
KÜNYE HAKKIMIZDA HARİTA YASAL ARA İLETİŞİM ANASAYFA TEMEL DİNİ BİLGİLER Kısaca İbadet Nedir? Niçin İbadet Ediyoruz? İbadet nedir, niçin ibadet ediyoruz? İbadetin amacı nedir?İbadet ne demektir? İbadetin amaç ve gayesi... İbadet Nedir? İbadet, Allah’a tâzim ve saygı göstermek ve onun bize verdiği sayısız nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir. Niçin İbadet Ediyoruz? Bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah’tır. Yüce Allah; Vücudumuzu, gören gözler, işiten kulaklar ve konuşan dil gibi mükemmel organlarla donattı. Diğer canlılardan farklı olarak bize akıl verdi ve varlıklar arasında seçkin bir duruma yükseltti. Bunlardan başka, yaşayabilmemiz için teneffüs ettiğimiz havadan, içtiğimiz suya kadar sayısız nimetler verdi. Ayrıca bizi yalnız bırakmadı, Peygamberler ve kitaplar göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Bütün bu iyiliklere karşılık Allah bizden kendisini tanımamızı ve ona ibadet etmemizi istemektedir. Şöyle bir düşünelim Çok iyiliğini gördüğümüz bir büyüğümüze karşı saygı gösterir iyiliklerine teşekkür ederiz. Bize bir görev verse seve seve yaparız değil mi? Öyle ise, bizi yoktan var eden ve sayılamayacak kadar nimetler veren Yüce Allah’a karşı teşekkür etmek ve emrettiği ibadetleri seve seve yapmak gerekmez mi? Elbette gerekir. Yaradılışımızın gayesi Allah’ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İbadet görevlerini yaptığımız takdirde hem Allah’ın verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmiş oluruz, hem de onun sevgisini kazanırız. Eğer biz Allah’a karşı ibadet vazifelerini yerine getirir, onun sevgisini kazanırsak, Allah, bize dünyadaki nimetlerinden çok daha fazlasını ahirette verecek ve bizi cennette sonsuz mutluluğa kavuşturacaktır. İslam ve İhsan PAYLAŞ İslam ve İhsan İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de “Allâh katında dîn İslâm’dır …” Âl-i İmrân, 19 buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan böyle bir dîn aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” Âl-i İmrân, 85 ... Peygamber Efendimiz Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret hac etmendir” buyurdular. “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular. İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16 Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir. Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Muvatta’, Kader, 3. Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir. Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307 Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” er-Rad, 28 Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir. İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal ilm-i hâl sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır. İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz. Erkam Medya © islam&ihsan 2013 - 2022 altında yayınlanan yazıların tüm hakları mahfuzdur. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi yazıların tamamı izinsiz kullanılamaz.
niçin ibadet ederiz kısaca anlatınız