q8uyXc. Aydın Germencik'in Hıdırbeyli Mahallesi'nde 94 yıldır hizmet veren zeytinyağı firması sahibi Hilmi Yıldırım, hakiki zeytinyağının nasıl anlaşılacağını zeytinyağının kokusundan ve tadından anlaşıldığını belirten Yıldırım, "Koku ve tat çok önemlidir. Tadarken, ağzında belli bir acılık oluşur ve boğazı yakar. Eğer boğazı yakmaz ise kaliteli bir zeytinyağı değildir. Buzdolabına konulduğunda normal zeytinyağı donar. Taklit zeytinyağları ise asla ve asla donmaz" dedi."TATLI OLAN ZEYTİNYAĞI KALİTELİ DEĞİLDİR"Tatlı olan zeytinyağının vatandaşı aldatmaması gerektiğine dikkat çeken Yıldırım, "Zeytinyağının içine kanola, pamuk yağı ve çiçek yağı gibi çeşitli yağlar karıştırılabiliyor. Bu karıştırılan yağlarda yumuşak olduğu için vatandaşa tatlı gelir. Ama gerçek zeytinyağını ağızlarına aldıklarında 'Acı' derler. Aslında acı olan gerçek zeytinyağıdır. Tatlı olan zeytinyağı kaliteli değildir. İyi zeytinyağı boğazı yakacak ama mideyi yakmayacak. En önemli kıstas budur. Tatlı zeytinyağı olmaz. Meyvesinden dolayı belli bir acılık oluşur" diye konuştu. "TÜKETİCİ FİYATLARA KANMASIN"Ucuz zeytinyağına vatandaşın kanmamasını tavsiye eden Yıldırım, "Günümüzde piyasada litresi 14-15 liraya satılan zeytinyağları var. Tüketicilerin asla ve asla bu fiyatlara kanmaması gerekiyor. Bugün standart olan bir zeytinyağının kilosunun toptan fiyatı 17 lira 50 kuruş ile 20 lira arasında değişiyor. Ucuz zeytinyağı almak bana göre kandırmacadır" ŞİŞELERDE SATILAN ZEYTİNYAĞLARINA DİKKATGıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Toprak da yol kenarlarında özellikle pet şişeler içinde satılan zeytinyağlarının tağşişe çok açık olabileceğinin altını çizdi. Toprak, "Natürel sızma zeytinyağının içerisine ayçiçeği yağı, mısır özü yağı, fındık yağı gibi yağları katılıyor. Pamuk yağının içerisine zeytinyağı katıp rengini koyulaştırıp, elde edilen yağı zeytinyağı olarak satan firmaların olduğunu biliyoruz. Özellikle yol kenarlarında satılan açık renkli su şişelerinde satılan zeytinyağları tağşişe çok açıktır. Vatandaş, hileli olup olmadığını ne yazık ki anlayamaz. Bu yağların laboratuvarlarda incelenmesi gerekir. Renginden, kokusundan, donma seviyesinden anlaşılabilir gibi şeyler söylense de renk ve kokusundan anlaşılmaz çünkü zeytinin yetiştiği yerler farklılıklar gösterdiği için kokusu, tadı farklı olabilir. Bazı kişiler zeytinyağını içebiliyor. Natürel bir zeytinyağı içildiği zaman genizde hafif bir yanma hissi bırakmalıdır" diye konuştu.
Hava, su ve toprak birbirleri ile bağlantılı faktörlerdir. Canlıların hemen hemen hepsi yaşamsal faaliyetlerini yerine getirmek ve dolayısı ile de yaşamlarını devam ettirebilmek amacı ile havaya, suya ve toprağa ihtiyaç duyarlar. Hava, başta insanlar olmak üzere tüm canlıların soluması ve solunum sistemlerinin çalışması böylece ihtiyaç duydukları oksijeni sağlayabilmeleri için olmazsa olmaz bir unsurdur. İnsanların, hayvanların ve tüm bitkilerin yani kısacası yeryüzündeki tüm canlıların yaşamsal faaliyetlerini gerçekleştirebilmeleri için su yaşamsal bir önem taşıyan unsurdur. Aynı şekilde toprak da en az hava ve su kadar canlıların yaşamları için önem taşımaktadır. Çünkü insanlar ve hayvanlar toprak sayesinde besin ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda toprak sayesinde bitkiler yaşamlarını devam ettirirler çünkü bitkilerin yaşaması için en temel şartlardan birisi öncelikle toprağa tutunmalarıdır. Hava, su ve toprak üçlüsünün yeryüzünde yaşayan canlılar için önemi ayrım yapılamaz ve biri birinden daha üstün ya da daha az önemli olarak görülemez çünkü bu unsurların her birinin önemi ve yeri yukarıda da belirttiğimiz gibi ayrıdır. Yaşamsal faaliyetler için büyük önem taşıyan hava, toprak ve su aynı zamanda insanların psikolojik sağlığına da iyi gelmektedir. Mesela; insanların açık havada, yeşilliklerin içinde, doğa ile iç içe spor yapması ya da dolaşması ve o ortamdaki oksijeni ciğerlerine çekmesi insanların yaşlanma sürelerini daha da geciktirmektedir. Hava Su ve Toprağın İnsan Yaşamındaki Önemi Başlıklı Yazımız Hakkındaki Yorumlarınızı ve Fikirlerinizi Yorum Alanından Sizler de Hemen Bizimle Paylaşın.
Büyü belirtileri, çoğu insanda amaca yönelik gerçekleştiği için aslında genellikle büyüden şüphe duyulmaz. Ki ilk önce akla gelmesi gereken şeyin de büyü olduğu söylenemez. Eğer herhangi birinde fiziksel, biyolojik ya da psikolojik bir problem varsa, bu işin uzmanları olan doktorlar ile görüşmek gerekmektedir. Eğer doktorlar ve modern tıp, insanda açıklanabilir bir sorunu bulamıyor ise, o halde kişi büyülenmiş veya tılsımlanmış olabilir. Bu da akıllarda şu sorunun yeşermesine sebep olmaktadır; Üzerimizde büyü olduğunu nasıl anlarız?Büyülenen insanlar, sergiledikleri değişimleri normale kıyasla biraz daha hızlı gerçekleştirebilirler. Yani sıradan bir aşkın ortaya çıkmasındaki süreçler, aşk büyüsünde bundan daha hızlı şekilde gerçekleşir. Her insanın karakteri zaman içinde değişebilir. Ancak büyülenen insanın karakteri, normalin dışında hızlı değişecektir. Büyüde durum, paranormal olan şeylerin incelenmesi ile tespit edilir. Ancak kesin olarak üzerinizde büyü olduğunu kendi kendinize anlamanız mümkün Büyü Olduğuna Nasıl Emin Oluruz?Üzerinizde büyü olduğunu düşünebilecek kadar çok sıra dışı durum yaşıyor ya da davranışlarınızı veya duygularınızı kontrol altına tutamıyor iseniz, bu işin uzmanları olan metafizikçiler ve medyumlar aracılığı ile bundan emin olmanız mümkündür. Çeşitli hesaplamalar ve bakımlar aracılığı ile üzerinizde büyü var mı yok mu şeklindeki incelemeler bakım süreci genellikle çok kısa sürmektedir. Hocamız gibi uzman bir medyum, üzerinizde büyü olup olmadığını kolayca anlayabilir ve eğer büyü varsa bunun nasıl bozulması gerektiği hakkında da çalışmalar Varsa Ne Yapmak Gerekir?Eğer hocamız gibi uzman bir medyum tarafından, üzerinizde büyü olduğuna kesin olarak kanaat getirildiyse, o halde birincil olarak kendinizi koruma altına alabilmeniz için yaşam tarzınızı değiştirmeniz gerekmektedir. Daha temiz, daha dikkatli ve daha düzenli yaşarken aynı zamanda psikolojinizi stabil tutmanız bir süreçtir ve bozulabilmesi için gerekli direktifleri, hocamız sizinle yüz yüze seanslar yaparken de verebilecektir. Büyü bozma ve daha fazlası hakkında detaylı bilgi veya danışmanlık almak için, hocamızı arayabilir ya da yazarak destek alabilirsiniz.
Kayıtsız Üye Allahın var olduğunu nasıl anlarım ??Cevap Allahın var olduğunu nasıl anlarım? Galus Allah’ın varlıgını nasıl anlarız? Çevremize baktığımızda gördüğumüz bitkiler, hayvanlar, denizler,dağlar, insanlar ve hatta göremediğimiz mikro alemdeki canlı cansız herşey kendilerini var eden üstün bir aklın apaçık delilleridir. Aynı şekilde tüm evrende var olan denge, düzen, kusursuz yaratılış yine kendilerini kusursuzca tasarlayan üstün bir ilim sahibinin varliğını kanıtlar. İşte bu üstün aklın ve ilmin sahibi Allah’tır. Biz Allah’ın varlığını, yarattığı kusursuz sistemlerden, canlı cansız varlıkların hayranlık uyandırıcı özelliklerinden anlarız. Bu kusursuzluğa Kuran’da da dikkat çekilmiştir O, biri diğeriyle tam bir uyum'mutabakat içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman olan Allahın yaratmasında hiçbir çelişki ve uygunsuzluk’ tefavut göremezsin. İste gözünü çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık bozukluk ve çarpıklık göruyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz uyumsuzluk bulmaktan umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. Mülk Suresi, 3-4 2. Allah’ı nasıl tanırız? Allah’ın üstün gücünü yine evrendeki kusursuz yaratılış bize gösterir. Ancak asıl olarak ALLAH bize kendisini insanlara doğruyu gösteren bir rehber olarak indirdiği Kuran’da tanıtmıştır. Kuran’da Allah’ın tüm üstün sıfatları aklı,ilmi, şefkati, merhameti,adaleti, her yeri sarıp kuşatan olduğu her şeyi işiten olduğu göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin tek sahibi tek İlahı olduğu mülkün tek hakimi olduğu haber verilmiştir. O Allah ki, O’ndan başka ilah da müşahade edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O’dur. O Allah ki, O’ndan başka İlah yoktur. Melik’tir; Kuddûs’tur; Selam’dır;Mü’min dir;Muheymin’dir; Aziz’dir; Cebbar’dır;Mütekebbirdir. Allah, müşriklerinşirk koştuklarından çok yücedir. O Allah ki, yaratandır en güzel bir biçimde kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. Haşr Suresi 22-24Cevap Allahın var olduğunu nasıl anlarım? İnanc aynanın karşısına geç vucuduna bak vucunda herhangi bir eksik görüyormusun ? kalbin artık ben atmıyacam diyormu ? ciğerlerin artık ben bıktım nefes pompalamıyacağım diyor mu ? gözlerin ben artık yoruldum daha görmüyeceğim diyormu ? güneş artık doğmuyacağım diyormu ? yağmur daha yağmıyacağım diyormu ? gece ve gündüz döngüsünde hiç karışıklık oluyormu ? gecenin olmadağı gün varmı ? gündüzün olmadığı gün varmı? kalbinin atmadığı gün varmı ? nefes almadığın gün varmı ? ALLAH Bütün bunları tüm insanların emrine tabii kılmıştır eğer bu yetersiz kaldıysa Varın ispatı, yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz. Halbuki yokluğunu iddia eden kimse bütün yeryüzünü, hatta kainatı dolaşıp, ancak ondan sonra onun yokluğunu ispat edebilir. Bu ise, imkansızlık çapında bir zorluk demektir. Öyleyse diyebiliriz ki; yok, hiçbir zaman ispat edilemez… Bir sarayın kapılarından 999’u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, o inkarcı ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mümin için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!… Zaten 999’u herkese açıktır. Hem de ardına kadar…İşte o kapı ve delillerden birkaçı İmkân Delili İmkân, birşeyin olması ile olmamasının eşit ihtimale sahip olması demektir. Günlük konuşmalarımızda da mümkün derken olabilir de olmayabilir de manasını kast ederiz. Yaratılmış olan her varlık bize şu gerçeği haykırır Benim olmamla olmamam eşit idi. Şu an ben varsam, var olmamı yoklukta kalmama tercih eden biri var demektir. O ise ancak Allahtır. Hudus delili Hudus, sonradan olma demektir. Hudusun en büyük delili değişmedir. Bir varlıkta değişme varsa, bu hareketin bir ilk noktası olacaktır. İşte o noktadan önce o şey varlık sahasına çıkmamıştı. Henüz yoklukta iken var olmayı kendi kendine irade edemeyeceğine ve buna güç yetiremeyeceğine göre bu var oluş Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir. Maddenin termodinamik kanununa göre sürekli yokluğa doğru kayması, kainatın durmadan genişlemesi, güneşin süratle tükenişe doğru yol alması gibi hadiseler, bu varlık aleminin bir başlangıcı olduğunu gösteriyor. San’at Atomdan insana, hücreden galaksilere kadar bütün kainatta, ince ve baş döndürücü bir sanat göze çarpmaktadır. Evet, bir baştan bir başa kainattaki her eser şu özelliklere sahiptir Büyük sanat değeri taşır. Çok kıymetlidir. Çok kısa zamanda ve çok kolay yapılmaktadır. Çok sayıda olmaktadır. Karışık ve çeşit çeşittir. Devamlıdır. Halbuki, kısa zamanda, çok sayıda, kolay ve karışık yapılan işlerde san’at ve kıymet olmaması gerekir. Ancak yapan Allah olursa, o zaman her şey değişir ve zıtlar bir araya gelebilir!..Devir ve Teselsülün Muhal olması Devrin muhal olduğu şu misalle açıklanıyor. Bir yumurtayı tavuğun yaptığını iddia eden adama soruyorsunuz. Tavuğu kim yaptı? Buna karşılık onun çıktığı yumurtayı gösteriyor. Buna göre tavuğu aradan çıkardığımızda yumurta yumurtayı yapmış oluyor. Bu ise muhaldir. Teselsül ise bir şeyin silsile halinde ta ilk noktasına kadar gidip o ilk varlığı kimin yaptığını sormak suretiyle Allah’ın varlığını ispat metodudur. Yani bu meyveyi şu ağaç yaptı, o bir önceki meyveden oldu, o da bir önceki ağaçtan. Böylece ilk ağaca yahut ilk meyveye kadar varıyor ve soruyoruz Bunu kim yarattı diye . Kur’an yolu devir ve teselsülden çok farklıdır. Yumurtayı kim yaptı? Yahut meyveyi kim yaptı? sorusunun cevabı, doğrudan doğruya, Allah yarattı diye cevap verilir. İlim, irade, şefkat, merhamet kavramlarından bir nasibi olmayan, insanı tanımayan, hikmetten, sanattan anlamayan bu sebeplerin tavuğun ve ağacın sonucun yaratılmasında hiçbir tesirleri olmadığı ispat edilir. Böylece devir yahut teselsül deliline gerek duyulmaz. Hikmet ve gaye delili Her varlıkta kendisine mahsus bir gaye, bir maksat, bir fayda takip edildiği göze çarpmakta ve hiçbir şeyde gayesizlik, manasızlık ve israf sayılacak herhangi bir durum müşahede edilmemektedir. Hâlbuki, ne madde aleminde, ne bitki ve hayvanat dünyasında, ne de eşya ve hadiselerde şuur ve idrak mevcut değildir ki, bu gayeler silsilesi takip edilebilsin. Öyle ise, kainattaki bu şuurlu işleyişi ve bu hikmet ve gayeleri ancak Allah’a isnat e tmekle makul bir yol tutmuş olabiliriz. Yardımlaşma delili Yağmurun toprağın imdadına, güneşin gözlerin yardımına koşmalarından, ta havanın kanı temizlemesine kadar, bu alem bir yardımlaşma hareketiyle adeta dolup taşmaktadır. Bu yardımlaşmayı yapan taraflar birbirlerini tanımamakta, bilmemektedirler Öyle ise bu merhametli icraatı sebeplere vermek mümkün değildir. Temizlik Kainattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olarak, bize Kuddüs ismiyle müsemma bir Zat’ı anlatmaktadır. Toprağı temizleyen bakteriler, böcekler, karıncalar ve nice yırtıcı kuşlar; rüzgar, yağmur ve kar; denizlerde buzullar ve balıklar; gezegenimizde atmosfer, uzayda kara delikler; bünyemizde kanımızı temizleyen oksijen ve ruhumuzu sıkıntılardan kurtaran manevi esintiler, hep Kuddüs isminden haber vermekte ve o ismin verasındaki Zat-ı Mukaddes’i Herhangi bir insanın siması, en ince teferruatına kadar kendisinden evvel geçmiş milyarlarca insandan hiçbirisine birebir benzememektedir. Bu kaide, kendisinden sonra gelecekler için de aynen geçerlidir. Bir cihette birbirinin aynı, diğer cihette birbirinden ayrı milyarlarca resmi küçücük bir alanda çizip, sonra da kendileri gibi olması mümkün, milyarlarca resimden ayırmak ve her şeyi sonsuz ihtimal yolları içinde bir yola ve bir şekle sokmak, elbette ve elbette yarattığı her varlığı, hem de hiç kapalı bir yanı kalmamak üzere bilen ve o varlığa istediği şekli vermeye gücü ve ilmi yeten Cenab-ı Hakk’ı en sağır kulaklara dahi duyuracak kuvvette bir ilandır. Fıtrat ve Vicdan Delili Allahı tanımanın sayılamayacak kadar çok delil ve işaretleri insanın yaratılışında, fıtratında mevcuttur. Bunlardan birkaç örnek İnsan fıtratı ve vicdanı her nimetin mutlaka şükür istediğini bilir. Bir peygambere kavuşmuş ve hidayete ermişse şükrünü Allah’a yapar. Aksi halde batıl mâbutlara tapar. Bu tapma insan vicdanın insanı zorlamasıyla gerçekleşir. Güzelliği takdir hissi de insan fıtratında mevcuttur. Sergiler, fuarlar bu his ile gerçekleşir. İnsan bu yaratılışının gereği olarak, şu sema yüzünde sergilenen yıldızları, zemin yüzünde boy gösteren çiçekleri, ağaçları, ormanları dolduran ceylanları, aslanları, denizlerde kaynaşan balıkları seyretmek ve onlardaki İlâhî sanatın mükemmelliğini takdir etmek durumundadır. Tarih Dinler tarihi şahittir ki, insanlık hiçbir devrini dinsiz geçirmemiştir. Batıl, hatta gülünç dahi olsa, hemen her devirde bir dine inanmış ve bir manevi sistemi takip etmiştir. İnsan fıtratına inanma duygusunu Allah koymuştur ve insan O’na Allah’a inanmakla mükelleftir. Kur’an Kur’an-ı Kerim’in Kelamullah olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı zamanda Cenab-ı Hakk’ın varlığını da ispat eder durumdadır. Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna dair yüzlerce delil vardır. Bunlar, Kur’an ile alakalı İslam kaynaklarında en ince teferruatına kadar mevcuttur. Bütün bu deliller, kendilerine mahsus dilleriyle "Allah vardır" derler. Peygamberler Peygamberlerin ve bilhassa Peygamberler Efendisi İki Cihan Serveri’nin peygamberliğini ispat eden bütün deliller de, yine Cenab-ı Hakk’ı anlatan delillere dahil edilmelidir. Zira Peygamberlerin varlıklarının gayesi, Tevhid; yani Allah’ın varlık ve birliğini ilan etmektir. Öyleyse, her peygamberin kendi peygamberliğini ispat eden bütün delilleri, aynı zamanda, Cenab-ı Hakk’ın varlığına da delil olmaktadır. Bir peygamberin hak nebi olduğunu ifade eden bütün deliller, aynı kuvvetle, hatta daha da öte bir kuvvetle "Allah vardır ve birdir" Allahın var olduğunu nasıl anlarım? Kayıtsız Üye çok ğüzel ve öğretici bir yazı tesekurler alah ın 1 oldugunu nasıl anlarız, Allahın var olduğunu nasıl anlarız, Allahin varligini nasıl anlariz
İLİŞKİLERDE DÖRT ASTROLOJİK ELEMENT Hajo Banzhaf & Brigitte Theler Geleneksel öğretilere göre bazı elementlerin birbirleriyle uyuşması daha zorken, bazı elementler karşılıklı olarak birbirleriyle iyi uyuşurlar. Örneğin feminen olan su ve toprak elementlerine göre maskülen elementleri oluşturan hava ve ateş birbirleriyle daha uyumlu ve bağlantılıdırlar. Popüler astrolojik ortaklık tahminleri bu ana ögeyi esas alırlar. Aynı elementten olan burçların birbirleriyle daha iyi geçinebilecekleri açıktır. Kendi elementimizden olan kişilerle birlikte olmamız dünyaya aynı şekilde baktığımız anlamına gelir. Daha da ötesi, aynı elementten olan kişileri çok daha iyi anlarız. 12 burca ana hatlarıyla baktığımızda 6 maskülen, 6 feminen burç ortaya çıkar ve aynı grupta bulunan insanlar birbiriyle diğer gruplara göre daha iyi anlaşırlar. MASKÜLEN VE FEMİNEN ELEMENTLER Maskülen Feminen Ateş Hava Toprak Su_____ Koç Terazi Oğlak Yengeç Aslan Kova Boğa Akrep Yay İkizler Başak Balık Yaşamın görünen yanını temsil eden alanlara -örneğin ilişkiler veya ortaklıklar- basit bir biçimde yaklaşılıp yaklaşılmaması gerekliliği açık uçlu bir sorudur. Gündelik hayatta konuşulan dilde bile bu konu hakkında çelişkili iki fikir mevcuttur. Bir yandan "Aynı türden kuşlar bir sürü oluştururlar" denirken, diğer yandan "Zıt kutuplar birbirlerini çeker" sözleri bu iki farklı fikri özetlemektedir. Öyleyse bu iki farklı fikirden hangisine inanmalıyız? "Aynı türden kuşlar bir sürü oluştururlar" sözü kurduğumuz arkadaşlıklar ve bir grup içinde edindiğimiz deneyimler için iyi bir altyapı teşkil eder. Bu aynı zamanda birbiriyle iyi uyuşan elementlerin durumunu da açıklar. Bu söze karşıt gibi görünen "Zıt kutuplar birbirlerini çeker" sözü ise ilişki için bir paroladır - yoksa erkek ve kadın arasındaki zıtlıktan daha büyük bir karşıtlık mı var? İşte bu yüzden ilişkilerle ilgili astrolojik göstergeler, söz konusu durum esas alınarak yapıldığında tartışmaya açıktır. Aslında bu durum açıkca şuna işaret etmektedir Kendi grubumuzdan olan ya da astrolojik olarak iyi uyuştuğumuz bir elementle iyi ilişkiler içinde olsak bile, kurmuş olduğumuz bu bağlar bir ilişkinin tam anlamıyla yaşamsal olarak doyurulması için yeterli heyecanı oluşturmazlar. Bu durumda tüm elementlerin ve tüm burçların birbirleriyle ilişkiye girmeleri diğerlerine göre zor, belki de umutsuz denebilecek kadar olumsuz olanlar hariç tamamiyle olasıdır. Yalnızca içimizde bulunan dört elementi geliştirerek bütünleşebiliriz. Bu nedenle öncelikle her elementin diğer elementlerle ne tür bir ilişki içinde olduğunu, öz olarak ne tür bir anlam taşıdığını ve diğerlerleriyle hangi şekillerde uyuştuğunu anlamamız gerekir. Aşağıdaki açıklamalarda elementler kişi sadece o elemente sahipmiş gibi açıklanacaktır, öte yandan böyle bir açıklama kendi başına doğru olamaz, çünkü hepimiz dört elementin karışımıyız. İçimizde dört elementten birisi daha güçlü olduğunda, bu elementi daha güçlü bir şekilde ifade ederiz. ATEŞ ELEMENTİ İradesi, İstekleri Güçlü İnsan Ateş burcunda doğan bir kişi iyimser ve coşkun bir dünyada yaşar dünyayı böyle algılar ve bu nitelikleri ifade edebilecek kapasiteye sahiptir. Risk almadaki cesareti ve kendine duyduğu güçlü inanç tükenmek bilmek enerjisinin kaynağıdır. Dürtülerinin gücüne güvenir, arzularının ve inançlarının peşinden koşar, aynı zamanda kendisini olayların merkezine yerleştirmekten hoşlanır. Fark edilmek önemlidir, bu yüzden görünür bir yerde olmak için büyük çaba sarf eder. Ateş, gücüyle diğer insanları harekete geçirir ve hedeflerine ulaşmaları için onları coşturur. Bu, onun harekete geçme ve harekete geçirme için kullandığı itici gücün biçimidir. Bir topluluğa hitap etmede üstat sayılır. Belirgin bir biçimi olmayan "geleceği" çok sever. Çünkü onu kendi isteğine göre şekillendirebilecektir. Damarlarındaki kanın dalgalanmasına yol açan büyük başarıları ve yeni başlangıçları riske atmaktan hoşlanır. Meydan okumak için yeni alanlara ihtiyaç duyar ve bir noktaya kadar başarısız olsa bile hemen toparlanır, ayağa kalkar ve yeniden dener. Onun için "bir dahaki sefer" veya "yeni bir başlangıç" her zaman mevcuttur. Ateş grubu insanı başlangıçların ustasıdır. Ancak bazı projeleri elle tutulur ve görünür biçime sokmakta ateşi yetersiz kalır. Sabırsızlık en ayırt edici özelliğidir. Ekin ve hasat arasındaki zaman onun için sık sık bir sabır sınavına dönüşür. Ateş çabuk tutuşur ancak çıkan gücü ısıyı sürekli aynı yükseklikte tutmak ve enerji kaynaklarını doğru kullanmak sahip olduğu bu güce dahil değildir. Rutin işler ona göre değildir, çünkü spontan davranışlara izin vermez. Yeni olana karşı duyduğu isteğin ve onu özgürlüğe yönelten şeylerin önüne sıkıcı bir set çeker. Ateş insanı için geçmiş onu ilgilendirmeyen sıkıcı bir şeydir, çünkü orada değiştirilebilecek bir şey yoktur. Devamlı ileriye gitmek, ilk olmak ister. Bir hedefe inanmak onu harekete geçiren makinedir. Ateşli insanlar hayatın akışını yakalayarak bir şeye sahip olmak yerine hayata müdahele etmeyi tercih ederler. Ateş elementinden olan insanlar iç gerilimlerine tahammül etmekte diğer elementlere göre daha çok zorlanırlar. Bu gerilimleri sayesinde itici güçlerini kanalize ederek olabildiğince çabuk harekete geçirirler ve gerilimin üstesinden gelmiş olurlar. Bu, kendini ifade etme gücü bazen çocuksu bir spontanlıkla yönlenir ve en büyük pastayı kazanmak gibi bir motivasyona dönüşür. Ancak risk almaktaki büyük isteklilik, kendini kontrol etmekteki eksiklik ve her hangi bir eleştiriye duyulan büyük nefret kendi kendini eleştirme dahil ateşli sabırsızlığıyla birleşir ve asil planlarının tahmin edilemez bir maceraya dönüşmesine yol açar -ki bu da çoğunlukla herşeyin yerle bir olması anlamına gelmektedir. ATEŞ ve DİĞER ELEMENTLER Ateş, toprak grubu burçlarıyla -gerçekçilikleri, objektiflikleri ve temkinlilikleri ilişkiyi dengeye oturttuğu halde- zor geçinir. Ateşin bakış açısından toprak çok yavaş, çok sıkıcı, olaylara devamlı temkinli ve şüpheli yaklaşan, gerekçelerle hareket eden ve herşeyin zirvesinde ateş insanının her zaman doğruluğunu ispat etmesini gerektiren gerçekleri talep eden bir şekilde görünmektedir. Tüm bunlar bir ateş insanı için çok zahmetli, imgelemi dar ve özellikle onun coşkusunu tehdit edici olarak algılanmaktadır. Diğer yandan ateş ve su grubu ilişkileri söz konusu olduğunda da ateş grubu insanları için zorluklar ortaya çıkmaktadır, çünkü suyun duygusallığından kaynaklanan hareket eksikliği sürekli karamsarlığı ile birleştiğinde ateşi saf dışı bırakmaktadır. Su bireylerinin ihtiyatlı olmalarına yol açan duygusallıkları ateş insanları tarafından korkaklık olarak değerlendirilmektedir. Kendisini güvenilir bir şekilde zor elde edilir ve ilgi odağı olacağı bir yere yerleştirmeden önce bu karşıtlığın ona etrafında nelerin olup bittiğini görmesi için yardımcı olmasına izin vermelidir. Ve etrafında neler olup bittiğini öğrenmesine kesinlikle yardımcı olabilecek bu zıt kutubu fark etmesi gerekmektedir. Ateşin alevlerini körükleyen tek grup havadır. Ateş insanları hava grubundan olan insanlara bayılırlar. Çünkü düşünceler hava devamlı olarak onların ateşli isteklerine taze besin sağlar. En azından havanın kurnaz bir tilki gibi sorular sorması ve onların inandıkları şeyler için sebepler aramaması hoşuna gider. Düşünceler hava ve irade ateş olumlu bir şekilde birleşir ve bu da doğal olarak yeni projelerin doğmasına yol açar. Bazı durumlarda ise hava fazla ısınır ve atmosfere gürültü hava ve duman ateş hakim olur. TOPRAK ELEMENTİ Gerçekçi İnsan Toprak insanının dünyası gerçeklerin, deneyimlerin, düzenin ve kurgunun dünyasıdır. Eliyle tutup kavrayabildiği ve duyuları ile algılayabildiği herşeye değer verir. Toprak insanı ateşli spekülasyonlara sıcak bakmaz, yükseltilmiş teoriler onun için çok havadadır ve su grubuna özgü fanteziler onun gerçeklik duygusuna pek hitap etmez. Toprak grubu insanı elindeki bir kuşu çatıdaki iki kuşa tercih eder. Onun için en önemli şey elinde ne kaldığı ve cebinde ne olduğu, yani sonuçta akşam dönerken evine ne götüreceğidir. Toprak insanları hareketlerinde planlı önceden tasarlanmış ve yavaş olabilirler, ancak çok dayanıklıdırlar ve bir yerde kalma direnme güçleri vardır. Bir projeyle ilgilendikleri zaman hedeflerine ulaşana kadar bu projeyi doğrudan ve sürekli olarak uygularlar. Pragmatik değerlere karşı duydukları derin güven onları geleneksel olanın koruyucusu ve uçarı ütopyaların yergicisi yapmaktadır. Modern çözümlerden çok, denenmiş, gerçek metodlara değer verir. Aynı şekilde "geçmiş" ve "şimdi" ne olduğu belli olmayan, belirsiz ve güvensiz "gelecek"ten daha önemlidir. Kök salmış toprak insanı idealler, düşünceler ve arzular dünyasını -bazen de gerekli olan hayaller dünyasını- ısıtmak için isteksizdir. Toprak insanı bildiği ve alışık olduğu konular için koruma ve gözetmede eli açık davranır, çünkü koruma ve gözetme onun dayanağı ve en iyi bildiği şeydir. İşte bu yüzden rutin ve tekrar eden şeylere bayılır, dolayısıyla değişimler ve yeniliklerle başa çıkmakta zorlanır. Tabii ki diğer elementler de bu kişinin inatçılığı, ödün vermezliği ve uygun gibi gelmeyen herhangi bir şeye karşı direnciyle başa çıkmakta zorlanırlar. İlham ve hayallerden yoksunluğu, güvenliğe duyduğu ihtiyaç onu kanıtlanmış ve denenmiş teorilere dayanmaya götürdüğünde ve umutsuzca paraya, mala, mülke, gerçekliğe ve elde ettiği şeylere bağlandığı zaman hayatın anlamını ve sunduğu zevkleri kaçırma tehlikesi baş gösterecektir. TOPRAK ve DİĞER ELEMENTLER Hareketli ve tez canlı olan hava grupları bazen toprak insanı için çok gürültücü olabilirler. Hava grubu insanları fazla emek sarfetmeden, çabucak ve kolay bir biçimde toprak grubu insanlarının emin oldukları kurguları bulandırabilir veya onları hiç ilgilendirmeyen fazla modern fikirlerle ortaya çıkabilirler. Özellikle teori ve pratik birbiriyle çeliştiğinde, buna anlam veremezler; "Neden bu kadar yükseklerde uçuşan düşünsel akrobasilerle akıllarını karıştırsınlar ki!" Toprak elementinden olan insanlar yalnızca duyularıyla algılayabildikleri ve onlarla bir şeyler yapabildikleri şeylere değer verirler. Algıları yalnızca algılar için kullanmak ona lüzumsuz gelir, aynı zamanda hava dünyasını daha çok kavrayacak yetileri geliştirmesi onun için gerekli olabilir, çünkü bazı şeylerin daha kolay akabilmesi için hava ruhunun yaratıcılığının sağlayacağı kolay çözümlere ihtiyacı vardır. Toprak insanının ateş insanı ile özel bir sorunu vardır, çünkü toprağın büyük bir özenle inşa ettiği rezervlerini ateş büyük bir kayıtsızlıkla yakıp yok edecektir, ve arkasında da kavrulmuş topraktan başka bir şey bırakmayacaktır. Bu onun ateşe yönelik en büyük çekincesidir. Toprak insanı ileri atılan sabırsız ateşi yalnızca hesapsız bulmaz, aynı zamanda beklenmedik tehlikeler için çok hazırlıksız olduğunu da düşünür. Ancak ateşin ısısı dünya için iyidir. Toprağın yaşamına sağlıklı bir coşkunluk ve yoğunluk getirir, ve bunu da bir şeyleri hızlı yapma isteği, gücü ve devamlı uçuşan iyimser alevleri ile yapar. Su toprak için verimi arttıran bir unsurdur. Onun duygu derinliği toprak insanını aşırı katılaşmaktan korur. Su toprağı yumuşatır. Buna rağmen, sel olduğunda bereketli toprak tehlikeli bir bataklığa dönüşür. HAVA ELEMENTİ Entelektüel İnsan Hava insanı teoriler, düşünceler ve soyut olan herşeyin dünyasında kolay hareket eder. Çok çabuk kavrama becerisine ve kendini ifade edebilmek için tetikte bir sözsel yeteneğe sahiptir. Değişim ve ilişki kurma ihtiyacı onu bir yerden bir başka yere doğru sürükler, diğer yandan özgürlüğe ve bağımsızlığa karşı duyduğu arzu onu herhangi bir yerde fazla zaman harcamaktan alıkoyar. Böylece hava insanı diğer insanlarla arkadaşça ve açık bir şekilde ilişkiler kurar, ancak mesafeli ve "cool" bir etki yaratır. Düşünce treni devamlı olarak raydan raya geçer, yüzeydedir. Bu insanlar zeki, bilgi vermeyi seven, düşünsel alanda yaratıcı, devamlı bilgi aktaran, çevreleriyle bağlantı kuran, soyut bir şekilde düşünen ve sorgulayan kişilerdir. Fakat derinlere inip çıkarım yapmaktan, duygulara sarılmaktan kaçmayı genellikle başarırlar. Bu durumda da hava insanına özgü olan hafiflik, canlılık ve devamlı meraklılık sonunda onu sabırsızlık, sinirlilik ve dağılmaya götürür. Herkese ve herşeye karşı duyduğu bitmez tükenmez ilgi onu belirgin bir noktada durmaktan alıkoyar ve bir vatana ihtiyaç duymayan ağırlıksız nesnelere çevirir. İcatlar ve buluşlar gerçekleştirebileceği tek alan olduğu için "gelecek" hava insanının düşünceleri için en iyi altyapıyı sağlayan oyun sahasıdır. Yeni olan herşey tüm olasılıklara açıktır. Deneyler ve ütopyalar için yer bırakır. Hava insanı sürekli duruluk ve tarafsızlık için çabalayıp dursa da bazen kendisi bile kendi soyut dünyasının yüceltilmiş labirentlerinde kaybolabilir. Kendi fildişi kulesi laboratuvarında yüksek uçuş teorileriyle ilgili deneyler yapan, ancak bir anlamı olduğunu ispatlasa da kimsenin nasıl kullanılacağını bilmediği icatlarda bulunan bir profesöre benzer. HAVA VE DİĞER ELEMENTLER Hava, dünyayı gerçekçi duyularla algılayan toprakla ilişkilerinde zorlanır. Toprağın hiçbir hareket içermeyen gerçekçiliği havanın gökyüzünde kurduğu kaleleri yere çarparak parçalar. Diğer yandan bu birleşim hava insanı için çok değerlidir, çünkü havai uçuşan düşünceler yalnızca toprakla ilişki kurduğunda yararlı bir dönüşüm sürecine girer ve pratik dünyada kendine bir yer bulurlar. Su hava için de genellikle kapalı bir kitap gibidir. Duygular dünyası hava için belli belirsiz ve kavranması zor bir alandır, çünkü mantıklı değildir. Hava insanı tarafından en fazla psikolojik açıdan ele alınabilir -duygular hava için yalnızca gülünüp geçilecek bir şeydir. Ancak belli bir noktaya kadar su grubu insanları havanın soyut zekasından dünyayı algılayabilir ve ondaki bu soyutluğu yere indirerek daha insancıl bir düzeye indirebilir. Bazen ateşin dürtüsel ve kaba enerjisi hava grubuna bile fazla hızlı gelse dahi, hava insanları ateşin sıcaklığına, hareket ve heveslenme becerilerine değer verirler. SU ELEMENTİ Duygusal İnsan Su insanı sezgisel olarak kendisini çevresindeki dünyaya uydurur. Antenleri her zaman algılamaya açıktır ve ona mükemmel bir empati yeteneği sağlar. Diğer yandan dıştaki herşeye bu kadar duyarlı olduğu için bu empati yeteneği dıştan gelecek etkilere karşı bir savunma oluşturmaktan alıkoyar. Su insanları inanılmaz derecede alıcıdırlar ve bu durum kendileriyle ilgisi olmayan enerjiler ve güçler tarafından etkilenmelerine yol açar. Duyarlılıkları diğer insanların kendilerinden ne beklediğini kavramalarını sağlar. Onların taleplerini karşılama konusundaki büyük isteklilikleri sonucunda binbir surata sahip ve o anda karşısındaki kişi neye ihtiyaç duyuyorsa o görüntüye kolayca girebilen bir insan ortaya çıkar. Buna uygun olarak, su insanları kendi sınırları ve kendi kimlikleri konusunda bir duygu geliştirmekte zorlanırlar. Tüm bunlara rağmen, hedefleri konusundaki sezgisel güçlerini hafife almak yanlış olur, çünkü hiçbir şey onu gerçek kaderine ulaşmak için izleyecek olduğu yoldan alıkoyamaz -bu yol diğer elementlere göre kuşkulu, sapa bir yol olsa bile. Yardım etme isteği, empati, içgüdülerinden emin oluş, sempati ve kaydadeğer sezgisel yeteneği su'yun gücüdür ve bu yüzden su insanlarını kendilerini sağaltma veya şifa veren konulara adarkan görebiliriz. Su insanı güzel hikayeler anlatabilmesine rağmen kendisini formal terminoloji ile ifade etmekte zorlanır ve birşeyleri gerçekçi olarak betimleyemez, çünkü ayık bir dünya gerçekliği ona ait değildir. Zengin hayaller içinde kendisini daha çok evinde hisseder. O diğerlerini dinleyebilen doğal bir ruh doktoru olarak doğmuştur. İnsanlarla derin bir empati içine girebilr veonları dinleyerek derin bir şekilde anlayabilir. Peri hikayeleri anlatan şair, sanatçı veya sihirbaz da doğal olarak odur. Duyarlılığı onu diğer elementlere göre daha az cüretkar kılar, hatta bazen hayatla başa çıkmakta bile zorlanır. Dış dünyanın talepleri gittikçe zorlaştığı zaman kendisini baş edebilecek durumda hissetmez, sık sık içdünyasına ya da hayaller dünyasına kaçar ve dışarıdaki ağızdalaşının bir şekilde bitmesini umar. Uç deneyimlerde bu onun toplumdan ve insanlardan kaçan birisi olmasına yol açar. Gerçeklik yalanlanır, mantığın giremediği alanlara ya da sarhoşluğa dalınır. Daha sonra geçmiş, hayalleriyle birlikte onu sıkıca kavrar ve bu kayış bir ileriye bir geriye doğru amaçsız bir harekete dönüşür. Ruhu tekrar hatıralara yakalanır ve "eski" yeniden ortaya çıkar. Herşey bittikten yıllar sonra olsa bile aşina şeyler rüyalarda kendilerine yer bulurlar. Başka hiçbir elementin inemediği derinliklere yalnızca su inebilir ve dibe oturduğunda sakinliğini korumayı başarabilir. Su kendi kendini harekete geçiremez. Bunun için itici bir güce, dıştan bir müdahaleye gerek duyar veya daha da iyisi, akışına sebep olacak bir eğime ihtiyaç duyar -kuşkusuz bunu destekleyecek bir altyapı dahil. SU ve DİĞER ELEMENTLER Su grubu insanları toprak elemanlarının atmosferine değer verir, çünkü şeklini ve güvenliğini oluşturmak için toprağa ihtiyaç duyar, ancak bu değerin su kurumadığı sürece bir anlamı vardır. Örneğin toprağın inanılmaz gerçekçi düşüncelerinin suyun duygularını olan iç bağlılığını bastırmaya çalışması gibi. Derin su perspektifinden bakıldığında hava süper bir element olmaya niyetlidir. Havanın yaklaşımı çok soğuk ve nezaket kurallarına uygun olduğunda, su kendisini kapatmak için bir buz tabakası oluşturur, böylece kendini soğuk entelektin analitikliğinden koruyarak ruhunun derinliklerinin görülmesine izin vermez. Ancak bu iki elementin iyi uyuştuğu durumlarda ruhun derinliklerini sözlerle, müzikle nasıl ifade edeceğini bilen sanatçılarla ve gerçek spiritüel yardımcı ve rehberlerle karşı karşıya geliriz. Su sıcak ateş grupları söz konusu olunca kaçar. Kombinasyonun anlamı 'buhar'dır. Su çabucak kendini baskı altında hisseder ya da ısınmış duygularını incinmiş hisseder. Öte yandan, ateş dumanının -iyimser ve yaşamdan zevk alarak- hareket biçimi bazen su insanını kendi duygu dünyasından dışarıya çıkarabilir. Çeviren Mehmet Arap 4 Element Testine Dön Makalelere Dön
toprağın içinde hava olduğunu nasıl anlarız