vN3KF. Browsing Bir arkadaşa bakacaktık Yarışma Soruları Paparazzilere yakalanan ünlü çiftler, birlikteliklerini gizlemek için genellikle hangi klişe sözü söyler?Yarışma programlarında sorulan Paparazzilere yakalanan ünlü çiftler, birlikteliklerini gizlemek için genellikle hangi klişe sözü söyler?…
Üretici zeytinin kilosunu TL’ye mal etmiştir. Buna karşılık şu an yeşil zeytinini 2 TL’ye satmak zorundadır. Yani zarar etmektedir. Son günlerin moda deyimi ile konkordato’ ilan etmek üzeredir. Örgütlenmenin artık kaçınılmaz olduğunu gören üreticimiz, önümüzdeki günlerde yeni birlik ve kooperatifler kurmanın arayışı bugün için, yani çiftçimizin nefes alabilmesi için sofralık zeytine prim verilmesi artık zorunlu hale gelmiştir. Talebini her platformda dile getirmiş, ancak bu haklı istek muhataplarında karşılık bu haklı talebinin sıklıkla dile getirilmesi, sizler aracılığıyla bu konuda kamuoyu oluşturulması önemlidir. 320 bin ailenin sesinin duyulması konusunda desteğiniz bizlere katkı sağlayacaktır. A. Vehbi BAKIRLIOĞLU - Manisa MilletvekiliİHAP HULUSİ 120 YAŞINDAO Türk afiş ve grafik sanatının öncüsü, Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemi çizen, çalışmaları günümüzde de güncelliğini koruyan bir usta. Modern Türkiye’nin inşasını çizgileriyle anlatırken mesajı çok net biçimde verir İhap Hulusi. Fikirlerinin zamansızlığı günümüzde dahi güncel olmasını beraberinde getirir. Örneğin vatandaş afişi. 1931 yılında çizdiği bu afişte “Yere tükürene, yasak dinlemeyene, herkesin rahatını bozana, saygısızlıkların her türlüsüne; aldırmamazlık etme” diyor. Her dönemin insanına seslenebilen, kendi zamanın ötesinde bir sanatçı o. Vatandaş, aldırmamazlık etme! Onun tüm çalışmalarını görmek isterseniz Ender Merter tarafından 2010 yılında hazırlanan, Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi’ndeki Müsellesten Üçgene’ özel galerisini ziyaret edebilir, veya sayfalarını inceleyebilirsiniz. 29 EKİM BAYRAMI'NI ANLAMLI KUTLAMAKTANRININ gizemli atölyesi diye adlandırdığı tarih içinde günlük ve önemsiz olaylar pek çoktur. Tarihte de günlük yaşamda olduğu gibi çok görkemli ve unutulmaz anlara pek rastlanmaz. Bir ulusun içinden bir dâhinin çıkabilmesi için milyonlarca insanın dünyaya gelmesi gerekli olmuş, gerçek bir tarihsel olayın, yani yıldızın parladığı anların oluşması için çok beklenilmiştir. Ancak bir ulusun içinde bir dahi ortaya çıkınca çağlar boyu kendisinden söz ettirir; böyle bir an ortaya çıkarsa, bu gelecekteki on yılların ve yüzyılların belirleyicisi olur. 19 Mayıs yıldızın parladığı andır. 29 Ekim bu yıldızın güneş olup etrafı aydınlattığı andır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı şimdiden hepimiz için kutlu olsun. Referans kitap Stefan Zweig–Yıldızın Parladığı Anlar Dr. Cengiz KUDAYCHP'DE DANANIN KUYRUĞU KOPUYORCHP, yerel seçimler öncesi bugün İstanbul’da son belediye başkanları toplantısını toplantıda 2019 yerel seçim vizyon belgesi açıklanacak ve 2019’da nasıl bir kampanya yürütüleceğinin ana hatları da ortaya konulacak. Ayrıca bu toplantıda Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği’nin SODEM başarı ödülleri Kılıçdaroğlu tarafından belediye başkanlarına başkan adaylarının önümüzdeki yerel seçimlerde neleri nasıl yapmaları konusunda da parti genel merkezi tarafından bir propaganda ve iletişimle ilgili bir sunum da yapılacağı toplantıdan sonra yapılacak ilk parti meclisi ile birlikte hangi il ve ilçede hangi yöntemle belediye başkanının belirleneceği de SÖZÜ “AKP sayesinde cumhuriyete bağlılığımız, Atatürk sevgimiz arttı; başta İnönü olmak üzere tüm milli mücadele kahramanlarına saygımız çoğaldı. Teşekkürler AKP...”Mehmet Necati GÜNGÖRDuvar reklamlarına neden izin verilmiyorİZMİR Duvar Reklamcıları Derneği üyeleri İBB Başkanı Aziz Kocaoğlu’na soruyor “Duvar reklamlarına izin verilmezken neden ilan vergisini alıyorsunuz? Direk reklamları ihalesiz İlbak Holding tarafından Gediz AŞ’den geri alındı. 300 adet olan elektrik direkleri 5000 âdete nasıl çıktı? İzmir’de reklam tekeli mi oluşturulmak isteniyor. İzmir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Buğra Gökçe neden bizlere randevu vermiyor?Şeker işçisine yazıkŞEKER fabrikalarının özelleştirilmesine yönelik mücadeleleri ile öne çıkan Şeker-İş Sendikası Başkanı İsa Gök’ün Hürriyet’te dünkü manşeti, sendikanın başkanına emekçinin düşük ücretinden kesilen aidatlarla milyonluk makam aracı alınması hiç şık olmadı. Gök, işçinin zorlukla geçindiğini biliyor. Sendika üyesi işçilerin çoğunluğu fabrikaların kapatılmasından ötürü işini yitirdi, ekmeğinden oldu. Zaten sendikacılık ülkemizdeamaçlanan düzeyde değil, Avrupa’nın hayli gerisinde. Bu tür haberler kamuoyunda sendikacılara olan güveni erozyona uğratıyor. Salt Şeker-İş değil, diğer bazı sendika başkanları da lüks makam otomobil kullanıyor, dikkat çekiyor. Yaşamları emekçiye hiç uygun değil. Oysa, sendika başkanları tutumlarıyla emekçiye, topluma örnek olmalı, güven vermeli. Sendikacılığa güven diplerde. Umarız başkan daha mütevazi bir araca KARAMANCHP hisselerinin devri bir hukuk cinayetidirANKARA Milletvekili Murat Emir, CHP’nin İş Bankası hisselerinin AKP-MHP işbirliğinde, yasal düzenlemeyle Hazineye devrinin mevcut koşullarda mümkün olamayacağını ifade etti, bu devrin ancak müsadere yoluyla gerçekleşebileceğini, müsaderenin de zulüm, baskı ve cebir anlamına geldiğini vurgulayarak, bunun Anayasa’sının 35. Maddesinde koruma altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali anlamına geleceğini” söyledi ve “Anonim şirketlerde hisseler, sahibinin rızası olmadan elinden alınamaz” diye de ekledi.
Türkiye'nin dev şirketlerinin kredi borçları yapılandırılıyor. Zorda kalan patron konkordato ilan ediyor bir süre kafası rahat geziyor. Şimdi de döviz geliri olmadan yapılan sorumsuz harcamalarla borca batık olan futbol kulüpleri kurtarılıyor, borçları yapılandırılacak. Vatandaş iki yakasını nasıl birleştireceğini sürekli düşünürken kredi kartları arasında cambazlık yaparak hayatını devam ettirmeye çalışıyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin verilerine göre 2017 yılının Ocak-Ekim döneminde 632 bin kişi bireysel kredi borcunu ödeyemez durumda iken 2018 yılının ocak-ekim döneminde bu rakam 752 bin 220 kişiye çıktı. KREDİ KARTI SAYISI MİLYONA ÇIKTI Bankalararası Kart Merkezi'nin BKM verilerine göre ise halkın cebindeki kredi kartı sayısı artıyor. Buna göre 2017 yılının kasım ayında vatandaşın cebinde 62 milyon 200 bin kredi kartı bulunurken 2018 yılının kasım ayında kart sayısı milyona çıktı. Yani 12 aylık dönemde vatandaşın cebindeki kart sayısı milyon arttı. Enflasyon çift haneyi aşalı çok oldu. Aralık ayında yıllık enflasyonun yüzde olmasıyla maaş zamları da belli olurken özel sektör çalışanlarının gözü patronun iki dudağı arasında. Yukarıdaki rakamlar vatandaşın durumunun ne halde olduğunu ortaya koyarken Türkiye'nin dev şirketleri birer birer bankalarla masaya oturarak borçlarını yapılandırıyor. DOĞUŞ BORÇLARI YAPILANDIRDI Türkiye Bankalar Birliği'nin 27 Aralık 2018 tarihinde yaptığı açıklamaya göre Doğuş Holding'in kredi yapılandırması sonuçlandı. Reuters'ın aktardığı bilgilere göre Doğuş 2018'in ortası itibariyle büyük bir bölümü döviz olan TL karşılığı milyar TL olan borcu için bankalarla anlaşma sağlamıştı. YILDIZ’DA MİLYAR DOLARLIK İŞLEM TAMAM Ülker'i bünyesinde bulunduran Yıldız Holding'in yapılandırması da tamamlandı. Yıldız Holding Mali İşler Başkanı Mustafa Tercan, holdingin milyar dolar kredinin refinansmanı çerçevesinde bankalarla imzaları attığını mayıs ayında duyurmuştu. 14 MİLYAR TL’NİN 10 MİLYAR TL’Sİ DÖRT BÜYÜKLERİN BORCU Öte yandan orta ve büyük ölçekteki pek çok şirket bir süre olsa da nefes almak için konkordato ilan ediyor. Konkordato süresince bankalar şirkete haciz gönderemiyor. Patron borçlarını ödemek için bir süre olsa da nefes alıyor. Şimdi ise bir kamu bankası olan Ziraat Bankası önderliğinde futbol kulüplerinin borçları yapılandırılacak. Yıllarca yapılan sorumsuz harcamalarla gelir gider dengesi tutturulamayan kulüplerin borçları yapılandırılacak. Süper Lig'deki 18 taktımın toplam 14 milyar TL borcu var. Bu borcun 10 milyar TL'si dört büyüklere ait. Ziraat Bankası bugün detaylı bir açıklama yapacak. Bankanın Genel Müdürü Hüseyin Aydın ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören kulüplerin borç yapılandırmasının ayrıntılarını anlatacak. Ekonomik kriz ortamında herkesin borçları yapılandırılıyor. Büyük şirketler yapılandırma kuyruğuna giriyor bir kısmı rahat bir nefes almak için konkordato ilan ediyor. Vatandaş ise kredi kartlarıyla enflasyon arasında bir bölgede nefes almaya çalışıyor. EKONOMİ SERVİSİ
Haberler > Soruşturma Açıldı Hastane Önünde Fenalaşan Vatandaş, Can Çekişerek Hayatını Kaybetti - 2305 Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bir özel hastane önünde fenalaşarak yere yığılan Sebahattin Duru isimli vatandaş, dakikalarca can çekiştikten sonra hayatını kaybetti. Otopside Duru'nun kalp krizi geçirdiği anlaşıldı. İddiaya göre, olayı gören vatandaşlar hastaneye bildirdi ancak müdahale edilmedi. İl Sağlık Müdürlüğü olayla ilgili soruşturma başlattı. Hastane yönetimi iddiaları yalanladı. Olay, saat sıralarında, Güzeller Mahallesi Yeni Bağdat Caddesi’nde meydana geldi. Özel Merkez Hastanesi’nin önünde aniden fenalaşarak, yere yığılan Sebahattin Duru'yu görenler, hemen hastane görevlilerinden yardım istedi. Görevliler, iddiaya göre, hastanede olmadığı için Duru'ya müdahalede bulunamayacaklarını söyledi. Çevredekiler, bu duruma tepki gösterirken, 112 Acil Servis'i arayarak, yardım istedi. Olay yerine gelen sağlık görevlilerinin ambulansa alıp, müdahale ettiği Sebahattin Duru, yaşamını yitirdi. Bu anlar, çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedilip, sosyal medyada paylaşıldı. Tepki toplayan görüntülerde, çevredekilerin, fenalaşan Sebahattin Duru'yu kontrol ettiği ve bir kişinin de cep telefonuyla kayıt yaptığı görülüyor. Videoda ayrıca görüntüyü çeken kişi, hastanenin fenalaşan kişiyi kabul etmediğini söyleyerek, 'Merkez Hastanesi dibindeyiz. İçeriden doktor çağırıyoruz, gelmiyor. Doktor, yetkisi olmadığını söylüyor. 10 dakika yatıyor. Gebze’nin merkezindeyiz, rezillik. Güvenlik de bakıyor, doktora söylüyoruz, ikisi de gelmiyor. 'Yetkimiz yok' denilerek, özel hastaneden kimse gelmiyor” dedi. Soruşturma başlatıldı Sebahattin Duru'nun cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Yapılan ilk incelemeye göre, kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiği öğrenilen Duru'nun yakınlarının şikayeti üzerine İl Sağlık Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatıldı. "Çalışanlar hiç kaale almıyor" Sebahattin Duru'nun oğlu hastaneye tepki gösterdi. Babasının hastane önünde can çekişerek ölmesi sonrası yaşadığı acıyı dile getiren 23 yaşındaki Samet Duru, babasının Samsun’dan dönerken Merkez Hastanesi’nin önünde rahatsızlanarak yere düştüğünü söyledi. Olayın kayıt altına alındığı videoda 3-4 kişinin hastane çalışanlarını çağırdığını söyleyen Duru, hastaneden şikayetçi olacağını kaydetti. Duru, “Çalışanlar hiç kaale almıyorlar. Güvenlik de onlarla alakalı hiçbir şey yapmıyor. Sonradan 112’den ambulans geliyor hastanenin kapısında. Sonra ambulansa biniyor. 10 metre ambulans gidiyor ve acilden girişi yapılıyor. Gelse ne yazar, gelmese ne yazar, yarım saat geçmiş. Rapora da ilkten 400-500 metre ileride et balık kurumunun karşısında düşüp kalıyor. Orada vatandaşlar 112 ambulansı arıyor. Ambulans Merkez Hastanesi’ne götürüyor. Orada tüm müdahalelere rağmen öldü diyorlar. Ben de şikayetçi olmak istiyorum dedim. Kalp krizi dediler. Ben kalp krizine inanmadım. Öğleden sonra internete ve sosyal medyaya bir video düştü. Videodan sonra ben Merkez Hastanesi çalışanlarından ve yöneticilerinden sonuna kadar şikayetçiyim. 2-3 tane şahidim var. Onları da dün onayladım. Savcılara, en yüksek mevkilere gideceğim” diye konuştu. "Bir doktor elini değdirse kanım bu kadar sızlamayacak" Hastanenin önünden dahi geçemeyecek durumda olduğunu dile getiren Duru, sözlerini şöyle sürdürdü“Güvenlik kameralarını bize göstermiyorlar. Ben videonun tamamını istiyorum. Babam kavga mı etti, ne oldu. Bilen yok ve kanlar akıyor. Temiz çıktı. 4-5 ay sonra sonuçlar verilecekmiş. Sonuçta ölüm belli Merkez Hastanesi çalışanlarının ve idari binanın hatası. Ölebilir. Bir doktor elini değdirse hiçbir şey demeyeceğim. Ölüme çare yok. Kanım bu kadar sızlamayacak. Eğer bir dokunsa tamam bitti. Doktor camdan bakıyor. Orası boydan boya cam, duvar değil. Yani göz görüyor. Güvenlik kameraları da var. Hatta oranın güvenliği de ihbar edebilirdi. Ona rağmen beni kandırdılar. Öğleden sonra duydum ki videoyu şok oldum. Hatta polis emniyetinde de yanlış ifade var.' Hastaneden yalanlama Gerekli aksiyon hemen alındı Özel Merkez Hastanesi, hastanenin fenalaşan kişiye müdahale edilmediği iddiaları üzerine yazılı açıklamada bulundu. Hastaneden yapılan açıklamada gerekli tüm müdahelenin yapıldığı belirtilerek şöyle denildi'Belirtilen tarihte sabaha karşı bir vatandaşımızın Özel Merkez Hastanesi acil servis kapısından giriş yaparak 'Acil hekiminiz var mı? Şurada bir adam ölmüş galiba bayağı da olmuş' demesi üzerine kısa süre içerisinde gerekli aksiyonu alınmış, bahse konu kişinin 112 ekibi ile Merkez Hastanesi acil servisine intikali sağlanmıştır. Acil serviste yapılan tüm müdahalelere rağmen hasta maalesef geri döndürülememiştir. İşbu konu ile ilgili gerekli soruşturma Sağlık Müdürlüğü tarafından başlatılmış olup, bu kasıtlı videoyu çeken kişinin yardım etmek yerine görüntüsünü kayda alması ve bunu hikayeleştirmeye çalışması insanlıktan uzak trajik bir Hastanesi bölgede 25 yıldan fazla süredir faaliyet gösteren, günde 500'den fazla kişinin güvenerek başvurduğu, şu ana kadar gerçekleştirdiği sadece doğum sayısı on binlerle ifade edilen bölge halkının sevgi ve saygısına mazhar olmuş bir sağlık kurumudur. Ülkemizin yaşadığı pandemi süresince üzerine düşen tüm görevleri de eksiksiz yapmıştır, yapmaktadır. Hastanemizi yalan yanlış beyanlarla suçlamaya çalışan kişilere karşı gerekli yasal başvurular yapılmıştır. Mütevaffanın acılı yakınlarına başsağlığı diler, bu denli hassas davranılmış bir vakada bu şekilde anılmanın derin üzüntüsüyle, konuyu bilgilerinize arz ederiz.'
Vatandas, yere tükürene, yasak dinlemeyene, herkesin rahatini bozana, saygisizliklarin her türlüsüne aldırmazlık etme! Varlığını sosyal medyada paylaşılan tek bir afişten öğrendiğimiz, görünce ne kadar naif, çok gerekliymiş şimdi de çok gerekli aslında diye içimizden geçirdiğimiz yani SAYGISIZLIKLA SAVAŞ DERNEĞİ’ni daha ayrıntılı anlatmak istedik. Ülkemizin en önemli Anatomi Profesörlerinden olan Zeki Zeren, ülkede gittikçe artan saygısızlıkların önlenebilmesi için tek çözümün, aydın kesimin saygısızlıklarla savaşmak gereğine inanması ve daha da önemlisi buna cesaret edebilmesi olduğunu düşünür ve bunu yakınları ile paylaşır. İşte bu düşünce Saygısızlıkla Savaş Derneği’nin kurulmasına sebep olur. Zeki ZEREN başkanlığında 1945 yılında kurulan derneğin amacı, dernek tüzüğünde çok kısaca ifade edilmektedir. 1İstanbul’da belediye nizamlarını tanıtmak ve bu nizamların uygulanmasında, hemşehri yaşayışına sağlanması düşünülen karşılıklı faydaları anlatmak ve nizamlara saygıyı göstermeğe davet etmek. 2 İstanbul şehrinde ileri, medeni bir şehir topluluğu yaşayışının gerektirdiği karşılıklı saygı adabını kökleştirmek ve yaymak için çalışmak. Derneğe birde kısa ad koyarlar “ Elbette bu amaçlara ulaşabilmek için bir de yöntem belirlemek gerekecektir. Öncelikle tavsiye ve dilekler dinlenecek; bu dileklerin yaşama geçmesi için hem idari makamlar nezdinde, hem de basını kullanarak çaba gösterilecektir. Ayrıca, konferanslar düzenlemek, afişler hazırlamak, kitaplar yayımlamak da programın parçaları haline gelmiştir. Derneğin birde rozeti vardır. Rozette bir göz büyüteç eşliğinde Kız Kulesi ile simgelenmiş olan İstanbul şehrine bakmaktadır. Bir gün Zeki Zeren, Kadıköy vapurunun alt salonunda yolculuk yaparken, uyarılarına aldırmayarak sigara içen üç öğrenciyi Kadıköy Emniyet Amirliğine çağırttığını anlatır. Bu ve benzeri olaylar dernek içinde önemli bir başarı olarak görülse de, polisle yaşanan bu ilişki “Halkın İçindeki Ajanlar” şeklinde olumsuz tepkiler almalarına da sebep olmuştur. Zeki Zeren, çıktıkları bu yolda herhangi bir başarı sağlayabilmeleri için yapılması gerekenleri şu şekilde ifade eder “Saygısızlık, ister bilerek, ister bilmeyerek olsun, üç şekilde önlenebilir 1. Tavsiye, 2. İhtar, 3. Ceza. Birinci ve ikinci hususlar münevver zümrelerin işidir. Demin de söylediğim gibi, biz münevver muhitlerden fazla alaka görmedik, bizi daha ziyade sembolik bir varlık olarak karşıladılar. Bu vaziyet karşısında üçüncü çareye başvurmayı düşündük. Şehir Meclisine ve diğer ilgili makamlara müracaat ettik. Burada da karşımıza mevzuat çıktı. Bir netice elde edemedik.” Zeki Zeren istanbul'un sosyo kültürel hayatı için şu değerlendirmede bulunmuştur; "Son senelere kadar İstanbul’da hoş bir atmosfer vardı ki münevverlerimiz bu havaya hâkimdi. Bu maalesef son senelerde hissedilir şekilde de değişti. Şehirde saygısızlar çoğaldı. Bunun üzerine biz münevverlerimize cesaret vermek istedik. Ne yazık ki münevverlerimiz yani saygılılar, saygısızlardan çekindiler. Onlarla mücadeleye girişmektense temas etmemeyi tercih ettiler." İhap hulusi tarafından hazırlanan “vatandaş” adlı afiş çalışması, yıllara meydan okurcasına bize bakıyor ve yere tükürenlere, yasak dinlemeyenlere, herkesin rahatını bozanlara, daha farklı bir ifade ile saygısızlıkların her türlüsüne karşı tepkisiz kalmamamız gerektiğini duyuruyor. Saygısızlıkla Savaş Derneği 1952 yılında kendini feshetti. Bazıları için eleştirilecek bir gayret olarak tanımlanırsa da, bu derneğin çok önemli bir miras bıraktığı açıktır “Medeni Cesaret”. Zeki ZEREN ve onun öncülüğünde gerçekleştirilen bu gayretler, aynı sosyal çevrede yaşayan insanların birbirlerini daha ileriye taşımak için bireysel inisiyatifler alabileceklerine dair önemli bir örnektir. Bu Gönderiler İlginizi Çekebilir! Batılı Anlamdaki İlk Tiyatromuz ŞAİR EVLENMESİ kadar bizlerde elbet tiyatro kültürü vardı. Karagöz, Orta Oyunu ve Meddah gibi. Fakat Tanzimat ile birlikte romanın örnek alınmasıyla tiyatro kolunda da birtakım denemelerin ve yeniliklerin önü açıldı. Bununla birlikte Şinasi... Abbas SAYAR- Yılkı Atı Hesaptan düşülmüş, defterden silinmiş roman kahramanı Doru Kısrak'ın yılkıya bırakılma öyküsü ve Orta Anadolu'nun ağır kış doğasında yaşama mücadelesi....
vatandaş yere tükürene herkesin rahatını bozana