LeaZ. SUÇ ve CEZA karakter analizleri KARAKTER ANALİZİKİTABIN ÖZETİ İÇİN TIKLAYINIZRaskolnikov Rodion Romanoviç Romanın baş karakteridir. Petersburg'da üniversitede hukuk eğitimi görmektedir. Çok ciddi maddi sıkıntılar içindedir. Sağlığı ve ruh hali de kötüdür. Kibirli ancak kendini sorgulayan biridir. İyi, kötü, suç, adalet ve ceza üzerine toplumsal dengeler üzerinden sonu gelmeyen düşünceleri vardır. Oldukça duygusal ve yaşadığı iç çekişmeler nedeniyle sürekli tedirgindir. İşlediği bir cinayetin üzerine ruh dünyasındaki gerilimler daha da Alexandrovna Raskolnikov Rodion'un annesidir. Kocasından kalan düşük emekli maaşıyla geçinir ve oğluna madden destek olamasa da okulunu bitirip sağlıklı bir iş bulmasını Raskolnikov Rodion’un kız kardeşi. Güzel ve akıllı bir genç kızdır. Mürebbiyelik yaparak geçimini sağlamaya Raskolnikov'un yakın arkadaşı onun gibi bir üniversite öğrencisidir. İyimser ve sıcakkanlıdır, Raskolnikov'a elinden geldiğince yardım etmeye çalışır. Kendi bulduğu işler sayesinde maddi durumu daha iyidir. Aynı zamanda Raskolnikov'un kardeşine aşıktır ve ailenin geleceği için elinden geleni yapmaya Alkol bağımlısı küçük bir memur. Alkol sorunu nedeniyle işini kaybetmiş ve ailesi dağılmak üzeredir. Raskolnikov, bu adama yardım etmek ister ve kendi kısıtlı bütçesinin tamamını da bu adam için Marmeladov'un kızı. Babasının alkol sorunu ve parasızlık sonucunda üvey annesi ve kardeşleri için fahişelik yağmaya başlar. Raskolnikov'a minnet borçludur. Zamanla aralarında bir aşk Piyotr Petroviç Kendini yetiştirmiş bir avukat ve para kazanmak konusunda çok hırslı ve başarılıdır. Dunya ile evlenmek üzeredir ancak kabalığı nedeniyle Raskolnikov ile aralarında sürekli bir gerilim söz Ivanovna Yaşlı bir tefeci bir kadındır. Raskolnikov'un eşyalarını rehin almak karşılığında kendisine borç Ivanovna Tefeci kadının dindar kız kardeşidir. Sakin ve silik bir kadındır. Haberler > Gelmiş Geçmiş En Karizmatik 30 Roman Karakteri - 1725 - 1726 Elbette sizin dediğiniz de olmalıydı, tabii ki onu da unutmamalıydık ama maalesef yerimiz kısıtlı. Gönül ister ki tüm karizmatik roman karakterlerini burada toplayalım ama olmuyor işte. Sizler için 30 tanesini seçmeye gayret ettik. 1. Rodion Romanoviç Raskolnikov Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'nin 'Suç ve Ceza' adlı romanının baş karakteridir. Hukuk öğrencisi bir katildir. İnsanlarda türlü türlü duygular uyandırır ve bir kere tanışıldıktan sonra kendisini asla unutturmaz. Kitap boyunca düşündükleriyle insana sürekli bir şeyleri sorgulatmasıyla meşhurdur. 2. Nastasya Filippovna Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'nin 'Budala' romanındaki esas kadın karakterdir. Gururun bir kadına neler yapabileceğinin, onu nasıl bir hale getirebileceğini gösteren, insanı bunalımlara sürükleyen karanlık karakteridir. 3. Meursault Albert Camus'nün 'Yabancı' adlı kitabının hiçbir şeyi iplemeyen baş kahramanı. Onun için idam edilmekle, idam kararının verildiği mahkeme salonunun çok sıcak olması arasında hiçbir fark yok. 4. Kayra Hakan Günday'ın 'Kinyas ve Kayra' kitabının kahramanı. '..evet, kayra çok iyi bir yazar olabilirdi. eğer bu kadar nefret etmeseydi mürekkepten ve bu kadar uyumasaydı...'' 5. Hayri İrdal Ahmed Hamdi Tanpınar'ın 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' romanının baş karakteri. Arada kalmış, silik, yerine kim olsa olurdu diyebileceğiniz bir karakter, ama anlatılmak isteneni ondan güzel verenini bulmanız da imkansız. 6. Aleksey Fyodoroviç Karamazov Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'nin 'Karamazov Kardeşler' romanındaki, Karamazov kardeşlerin en küçüğü. Belki kitapta en az bahsedileni ancak Dostoyevski'nin de dediği gibi; 'Aleksey'in değerini bilemeyebilirmişiz, ama biraz daha emek ve dikkat vermeliymişiz aleysey'e'. 7. Raistlin Majere 'Ejderha Mızrağı' serisinde, seveni kadar sevmeyeni de çok olan ama karizmasını herkesin kabul ettiği esaslı büyücü karakter. 8. Jean Baptiste Grenouille Patrick Suskind'in 'Koku' isimli eserinin koku alma yetisi aşırı derecede gelişmiş baş kahramanıdır. Raskolnikov'dan sonra insanların aklında yer etmeyi başarmış, kokusuz karakterdir. Belki dünya üzerindeki en orijinal intihar şeklinin de sahibidir. 9. Yevgeniy Vasilyiç Bazarov Turgenyev'in 'Babalar ve Oğullar' kitabındaki, nihilist karakter. 'bir kadın hoşuna mı gitti, hemen onu elde et. olmadı mı? o halde bir daha onu düşünme, dünyanın sonu değil ya!', 'insan her şeyi anlayabilecek kapasitededir; hatta meltemin esişini, güneşteki oluşumları bile... fakat bir başkasının, neden burnunu başka türlü sildiğini bir türlü anlayamaz.' gibi laflarla hafızalarımızda yer etmiştir. 10. Henry Chinaski Charles Bukowski'nin eserlerinin birkaçında 'kendime saydırırken işime yarıyordu' diyerek kullanmış olduğu takma adı. Şehirden şehire, kadından kadına, şişeden şişeye bir nesin sen tanrı aşkına?-Güzelim. ben bir dahiyim. ama bunu benden başka bilen bilen kişidir. 11. Oblomov Ivan Goncharov'un aynı isimli kitabının baş karakteridir. tembellik ve boş vermişliğin sembolü olmuştur. 'Hayır, insan istediği gibi yaşayamaz, doğrudur. yoksa insan en derin zekanın bile içinden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. işte insan hayatta kendi istediğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte...' 12. Tyler Durden 'Dövüş Kulübü' kitabının, aydınlanmanın bir yolunun da dibe vurmaktan geçtiğini fark etmiş olan karizmatik karakteri. 'Umutlarımı bıraktım, özgürleştim', 'sahip olduklarımız bize sahip olmaya başlıyor' gibi büyük sözlerin sahibi. 13. Aylak Adam Yusuf Atılgan'ın aynı isimli romanını kahramanı. Her şeye 'karşı' duran,'karşı' çıkan,'karşı' olan, sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç katlanamayan, hem farklıyı, hem doğruyu arayan, bir ismi bile olmayan ve yazarın 'c.' dediği bir adam... zor bir karakter, zor bir yaşam. 14. Sherlock Holmes Sir Arthur Conan Doyle tarafından yaratılmış İngiliz dedektif. Yardımcısı Watson ile en zor olayların bile üstesinden gelir. 'imkansızları ele, geriye gerçek kalır' yaklaşımını benimsemiş, karmaşık bir o kadar da anlaşılır karakter. 15. Maria Puder Sabahattin Ali'nin 'Kürk Mantolu Madonna' romanında Raif Efendi'nin bir resim galerisinde tablosunu görüp aşık olduğu ve hayatının anlamını yüklediği kadın karakter. Herkesin ucundan kıyısından hayal ettiği aşkın kadını.“Artık Maria Puder, yaşamak için kendisine kayıtsız ve şartsız muhtaç olduğum bir insandı. Bu his ilk anlarda bana da garip geliyordu. Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat bu hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?.. 16. Roland Deschain Stephen King'in 'Kara Kule' serisinin kahramanı, müthiş silahşoru. Stephen King'in yaratırken Clint Eastwood'dan esinlendiğini söylemiş olması sanırım karizması konusunda size bir fikir verir.“önce gülümsemeler gelir, ardından yalanlar, ve sonunda silahlar.” 17. Albay Aureliano Buendia Gabriel Garcia Marquez'in 'Yüzyıllık Yalnızlık' adlı romanında yer alan, en akılda kalıcı kahramandır. Giriştiği 32 silahlı ayaklanmanın hepsini kaybetmiş olmasına karşın kahramandır. Davasına inanmışlığıyla, kahramanlığıyla ve umutsuzca sevmesiyle gönlümüzde taht kuran karizmatik karakterdir. 18. Christian Grey 'Grinin Elli Tonu' üçlemesinin ana erkek karakteri. Genç, yakışıklı, zeki, zengin, iş sahibi, kontrol manyağı, farklı zevklere sahip; esas kız Anastasia ile beraber tüm dünyada fenomen olmuş bir beyefendi... Adam sapkın bir sapık olsa da sevmesini biliyor dedirtendir aynı zamanda. 19. Jason Bourne Robert Ludlum'in 'The Bourne İdentity', 'The Bourne Supremacy' ve 'The Bourne Ultimatum' üçlemesinin kahramanı, roman dünyasının en iyi ajanıdır. James Bond'dan üç kat daha iyi ajan, 5 kat daha karizmatik biri olmasıyla meşhurdur. Jack Bauer ve James Bond gibi onun da ismi J. B. kombinasyonuna sahiptir. 20. Mr. Darcy 'Aşk ve Gurur' romanının baş kahramanıdır. Başarılı, romantik, yakışıklı ve bunun gibi mükemmel özellikleriyle özellikle kadınların gönlünde taht kurmuş ideal sevgili tipidir. 21. Edmond Dantes Alexandre Dumas'nın 'Monte Cristo Kontu' kitabındaki zengin, kültürlü, karizmatik kendini intikama adamış kahraman. Kendisi erdem demektir, sabır demektir, güç demektir, intikam demektir. 22. Selim Işık Oğuz Atay'ın 'Tutunamayanlar' kitabının baş karakteridir. Ağzından; 'Güldükleri zaman sevinçli, ağladıkları zaman kederli oldukları sanılacaktır.''Hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkan var mıdır?''Hayatınızda bir daha belki hiç görmeyeceğiniz bu adamın sizi hiç unutamayacağını biliyor musunuz?''Sonunda birbirlerini hoş görseler de beni affetmezler. sonunda herkes beni suçlayacak bir sebep bulur.' gibi cümleleri duyduğumuz, karizmatik karakterdir. 23. Marla Singer 'Dövüş Kulübü' kitabının en can alıcı, en karizmatik karakterlerinden biridir. Kendisi için 'eğer bir tümörüm olsaydı adını Marla koyardım' denilebilecek, kadınların ne kadar tehlikeli olabileceklerini bir kez daha kanıtlamış olan karizma abidesi karakterdir. 24. Lisbeth Salander Stieg Larsson'un 'Milenyum Üçlemesi'ndeki karizmatik karakter. Fotografik hafızalı, üstün zekalı, 9 dövmeli, sosyopat, biseksüel, hacker. Anoreksik görünümlü ama boks yapar. Çılgın motor kullanır harika kılık değiştirir. Polisten , otoriteden ve özellikle psikologlardan nefret eder. 25. Nicholai Hel 'Şibumi' romanının esas oğlanıdır. Şizofrenik transandantal meditasyonun yaratıcısı... muazzam algılama ve yer değiştirme kapasitesine sahip... Şibumi, Samuray... sınırlarda gezen roman karakteri. Kendisini tanıdıkça başaramayacağı hiçbir şey olmadığına inanmaya başlarsınız. 26. Küçük Prens Saint-Exupéry'nin aynı adlı romanının kahramanı.'Büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar, onlara durmadan açıklamalar yapmak da çocuklar için sıkıcı bir şey oluyor doğrusu...' diyecek kadar karizma sahibi.'Unutma, dedi tilki, gülün için harcadığın zamandır gülünü bu kadar önemli yapan. - Gülüm için harcadığım zaman... dedi küçük prens, hatırlamak için...' 27. Tuna Buket Uzuner'in 'Kumral Ada Mavi Tuna' kitabının kahramanı. Ada'nın kendisine 'sen hiç kimsenin olamayacağı kadar çok şeyimsin benim...' dediği karizmatik karakter. 28. Gregor Samsa Franz Kafka'nın 'Dönüşüm' adlı başyapıtının ana karakteri. Çıkar dünyasındaki yalnızlığı ve ezikliğini böceğe dönüşümüyle ifade eden karizmatik, bunun yanı sıra ruhundaki mutsuzluğu, zavallılığı, ezilmişliği gözle görülür hale getirmek için böceğe dönüşmekte bir beis görmeyen karakter. 29. Genç Werther Goethe'nin 2 haftada tamamladığı mektup roman türündeki unutalmaz eserinin acılar içinde kıvranan kahramanı. Kafanızdaki aşk tanımını yerle bir eden, sizi kendi aşkının içine çekmeye çalışan karakter. 30. Sirius Black Harry Potter serisinin en karizmatik kahramanlarında, Harry Potter'in vaftiz babası karakter. Ayrıca serinin en sevilen, en hayranlık duyulan, en karizmatik, en, en, en... karakteridir. Bonus Uzun İhsan Efendi İhsan Oktay Anar'ın 'Puslu Kıtalar Atlası', 'Kitab Ül Hiyel', 'Efrasiyabın Hikayeleri' kitaplarında karşımıza çıkan, mistik kahraman. Romanlarının 3'ünde de bir yerde olaya girip kafa karıştıran, bişiler anlatan bilge kişi. Duyuları olmadan da dünyayı duyumsayabilen, gözlerine ihtiyacı olmaksızın gönlüyle görebilen, derviş tadında karakter. Rus romanı "Suç ve Ceza" nin bütün eserleri içinde eğitim sistemi sayesinde en çok acı muhtemeldir. Ve gerçekten - Güç, tövbe büyük hikaye ve öğrencileri yazma tema üzerinde çalışır düşürüldü sonunda kendini bulma "Suç ve Ceza", "Dostoyevski", "Özet", "kahramanları". yapabiliyor kitap, hayatını değiştirmek her insanın, başka sağ ödev dönüştü. Ama tartışmalı bilgi olarak yazılır ve roman başlıca kişilerin öğretmenler tarafından rivayet. Bu saman gelen buğday ayırmak ve öykünün kahramanlarından kısa bir açıklama yapmaya çalışmalısınız "Suç ve Ceza". Şimdi çevirmek ne. Öğrencinin evden Notları aşırı yoksulluk içinde yaşıyor "Suç ve Ceza", öğrencinin kahramanı Rodion Raskolnikov. O düzenli yaşlı kadın para borç veren şeyler en azından kendilerini beslemek mümkün taşır. öğrenme üzerinde artık kabul edilebilir. O Petersburg yaşıyor ve vilayet aile mektuptan alır. kalbinin kardeşi Sayın Dunja kentinde annesiyle geldiğinde, kız zengin işadamı Luzhin evlenmişti. zenginlik adına kız bu kurban nihayet Rodion getiriyor - o öldürmek ve soygun karar verir. Ve çok eski bir kurbanı haline gelir. Ama öğrencinin koluna sıcağında genç daha masum kardeş borç veren alır. Raskolnikov o sıradan ölümlüler üzerinde adıma izin verilir büyük işlerin uğruna, hangi göre, "üstün" ve "aşağı" halkın onun teorisinde kesinlikle emindi. Ama aniden pişmanlık işkence başlar, o çalıntı ve onun etrafında her şey etrafında bükülmüş, kullanamazsınız ... O bir vagon çarptı talihsiz drunkard Marmeladov karşılamaktadır. büyük bir aile adına Kızı Sonia her gün kurban etmek. Rodion şefkat onunla olmuştu tüm para, mutsuz bir aileyi vermesini zorlar. Bir evlilik Dünya ve Luzhin Raskolnikov yakın arkadaşı önler - Razumikhin. O Rodion kardeş çılgınca aşık olduğunu ve aslında o kayıtsız değildir. İlk toplantının kahramanı Luzhin ve parti Razumihin-Dünya çok daha güzel nefret ediyordu. Bütün bu zaman korkunç bir paranoya ve manevi tazminat Raskolnikof'u eziyet. Onun suç için tüm suçu hissediyor, ama henüz bunu kabul cesaret etmez. Rodion hepsi diyor "büyüklüğünün testi." büyüklük kontrol Daha önce Dunya olarak görev zampara ev sahibi, - Ama sonunda Svidrigailov yaptığı görüşmeyi kırar. Bu Petersburg'a aşkı içindir ve yeni arkadaş Raskolnikof'u geldi. Svidrigailov uzun cinayet günahını hissetti ve şimdi Rodion onun "göreli" görür gelmiştir. Ama Raskolnikov katil özünü açılabilir - büyüklüğü ve sonsuz iğrenç; olmayan mukavemet ve acıma; hiçbir güç ve kendini kontrol edememe. düşüncesiyle böyle bir adam ablasını Rodion kalp ağrıları sevebileceğini. ceza öğrenci için bardağı taşıran son damla Marmeladov aile trajedisi oldu babası ve velayete, aşağılanma Luzhin büyük kızı o para çalmakla suçluyor kime ölümü, ev ailenin sınırdışı ve annesinin trajik ölümü, o tamamen değiştirir sonra. O Sonia ile gizler ve onun suçu itiraf. O teslim etmesini ister. Vicdan aynısını yapmaya Raskolnikof'u söyler ve onu karakola gelir. Orada son bombayı algıladığı - Svidrigailov kendini vurdu. ... Kulluk. Zaten itiraf fakat fazla pişmanlık duyan değil Rodion çok onun odnolagertsami tarafından sevilen değil. Yine gerçek teorisine, o sadece o bu şartlarda kaybettiğini karar verir. sevdiği birini takip Aynı Sonia tüm güzel ve sıcak alır. talihsiz katil tarihinin Noktası şimdi yastığının altında tutan müjdeyi olur ve bütün sonsuz sevgi uyanır. genç roman "Suç ve Ceza" ana karakterlerin görüntülerinin analizi, tabii ki, Rodion Raskolnikov bir açıklama ile başlamalıdır. Ve onun görüntünün analizinde ve okul ders kitaplarının ana dezavantajı. Biz durmadan karakterler, Nietzsche ve hümanizmin çatışma ruhlar derinlemesine nüfuz etmelerini yazarın yeteneği hakkında, kahraman karmaşık psikolojik portresi hakkında, romanın derin arka planı hakkında konuşun. Ama aslında, genel olarak, ne okumak için, anlatmak için unutmak "Suç ve Ceza". Dostoyevski için ana değeri az sıklıkta ve tartışmak olan sadece son bölüm oldu. Dostoyevski doğrudan konuşur sonra - ruhun olsa strunochka iyidir kadar, yapmış nasıl kötülük olursa olsun, her zaman iyileştirmek için bir şans var. Cennette Mesih'i takip edenler, ilk sonra bir hırsız oldu. Ve o ne yapması gerektiğini - sadece tövbe. Dolayısıyla ana karakterin adını geliyor. Bize önemli değil, bir kişilik içinde bölünmüş, ama kim olabilmesi için en sonunda insanın ruhunu kazanır. Ve Dostoyevski ısrarla ortaya koyduğunu - düzeltin. kendisi adına. Bu roman temel amacıdır. suç hareketinin takip etmeyin, günahkâr iç kargaşa özünü öğrenmek için, ama onlara tövbe merhem vermek değil. Sonuçta, doruk noktası ve herkesin hayatın anlamı muhtemelen. Uyku unfunny kişi kahramanı "Suç ve Ceza" aslında sonsuz iyiliği ve gerekli insan şefkat içinde sahip olması, Dostoyevski neredeyse romanın başında göstermektedir. Yaşlı kadını öldürme ve altta doğru önce erişilebilir kişi, Raskolnikov onun gitmesi istemediğini gerçeği attı acı atı hakkında bir hayali vardır. Gelecek katil rüya yorumlamak istiyorum ve olabildiğince bu düşüncesinden kaçar etmez. Ancak, biz, okuyucular, zaten aslında onun her hareket için talihsiz bir pişmanlık ruhunda yaşıyor biliyoruz. rüyada ıstırabı görmek ve hiçbir şey yapmamak gibi o bile böyle bir önemsememek suçlu hissediyor. Hakaret ve Yaralı O zaman, Dostoyevski gibi bir karakteri oluşturmak için dehasını gösteriyor Sonia Marmeladov. İçinde - tüm varoluş ikiliği. Bir fahişe olarak çalışan bir kadın, görünüşe göre, ahlaki düşüşün bir örnektir. Ama hayır! Bu romanda bütün ve herkes yukarıda, bir adam bir kurban getiriyor olduğunu. Hristiynlığın tüm onun başkaları uğruna vermek için bize öğretir ve kutsallık en yüksek noktasıdır. Bu durumda, Sonia Marmeladov iyi bir aziz olarak kabul edilebilir. Tüm hayatı o aile verdi ve o öldüğünde, başka bir adama - iyilik ve dürüstlük yoksun adamı. kahramanı "Suç ve Ceza" yüzünden huzur bulur. Ve sonra Sonia fedakarlık yeni bir düzeye gider. Sevdiği ve kim böylece onun desteğine ihtiyaç adam ile, o dünyanın kenarına gider. Creed, o sıkıntı ve acı, aldatmacalara ve sahte suçlamalar onun uyanıklık milyonlarca acı çekiyor. sessizce ve nazik gözlerle - Ancak, sonuna kadar onun çapraz ayı devam ediyor. çift Svidrigaïlov "Suç ve Ceza" romanı ana karakterleri Raskolnikov ve Sonia üzerinde bitmez. çok değil psikolojik olarak arsa - bir başka önemli figür vardır. Svidrigailov road, iddia edilen Rodion üzerinde yürüyen adamın geleceği. Sonuçta, için güç, sevgi, hayranlık ve büyüklük tutkusunun hoşgörü iyi şey neden olmadığını göstermektedir. o, bencil filozofları düşündü olmaz Nasıl bütün bu çöküşü ve insan ruhunun sonbahar, ruh yıkımına yol açar. Ve Svidrigailov - canlı bir örnek. Bu Rodion Raskolnikov katil varlığının tüm sorunlarını görebilirsiniz. Svidrigaïlov sayesinde öğrenci anlayabileceği aslında zayıf, ve tersi kuvvet dediği. iyi bir fikir değil - cesetlerin üzerinden, başının üzerine gidin. Sonuç olarak, bu insanlar iki yoldan biriyle sona - Ya tövbe zorunda kalacak, ya da yaşam için sefahat içinde yaşamak için. fakir insanlar Şiddet trajedi de roman arka girecek. kahramanı "Suç ve Ceza", gerçi odakta, ama drama biraz karakterler onun etrafında iptal değil. Dünya ağabeyi için her şeyi yapmaya hazırdır. Kendisini hayatın navidalis talihsizliklerin. Büyük olasılıkla, bu ona sevgi ve akrabalık sonsuz gücünün bir karakter görüntüsü kılan budur. Bu Sonia yakındır. Ancak aksine, kesinlikle kurbanlık eylemleri yapar. Dünya bütün sorunları almaya hazır dişlerini, gritting, ömrü boyunca gider. o kadar tuhaf ve şaşırtıcı olduğu için kardeşi seviyorum. Sonuçta, o sadece onunla mutsuz olduğunu nedenle, Luzhin, son derece karlı partisi ama kötü adamdan Dünya ertelemek istemektedir. Dostoyevski'nin görüntü ve Dunia okuyan için bu çok önemlidir. Bu sevdiklerinin dikkat çekerken onu Raskolnikov bakımı sayesinde, biz, hala kayıp insan olmadığını biliyoruz olduğunu. salak Ama kim gerçekten sonsuza dek iyi insanların dünyayı terk, bu nedenle bu marmelat. Bütün olmuştur adam umurumda değil. Bütün aile rehin korkunç mali durumu verdi Düşük ayyaş. Onları büyük şeyler uğruna geçmektir aracılığıyla bir balta ve nefretle düşürmemiz lazım böyle, öyle ki bu Raskolnikov gelen ve teori "tiksindirici yaratık" büyür! Ya da değil? Raskolnikov hala iyi olduğunu üçüncü büyük delil olma uyku ile birlikte ve Dunya ile sonuç, marmelat, şöyle. talihsiz kahramanın "Suç ve Ceza" sonra bir sarhoş yardım için her şeyi yapar. harap hayatları Kind Rodion ruhunu dokunur. O sadece başka bir kişinin acı bakamıyor. O keder uzak durmazlar mümkün ve hatta çok kötü bir ruh metan yardımcı olmalıdır değil. Sonuç Dostoyevski'nin karakterleri Hepsi - Geniş ve ilginç biyografi ile inanılmaz canlıdır. Bunlar bireysel, gerçek insanlar. "Suç ve Ceza" karakter listesi geniş olduğunu ve kendi acıma içinde her karakter. Ama hepsi onun hikayesini anlatmak için Rodion Raskolnikov etrafında dönme oluşturulan unutmayın. Ve Raskolnikov hikayesi, her şeyden önce, tövbe bahseder. "Tiksindirici yaratık" arasında bir psikolojik değil, bir seçim atma değil "olması hakkı." Ve tüm karakterler bir kişinin sonsuza değiştirmek için bir adım yapmak için yeterlidir fikri üzerinde çalışıyoruz ... “Tarihte çirkinliklerden ve aptallıklardan başka bir şey yoktur! Tüm bunları aptallıkla açıklıyorlar. Bu nedenle yaşamın canlı sürecinden nefret ediyorlar! Tek bir canlı ruh istemiyorlar!” Suç ve Ceza / Dostoyevski Anımsatma Raskolnikov, Dosteyevski’nin Suç ve Ceza romanında insanlara iyilik etmek için tefeci bir kadını öldürür, paralarını alır. Sonra pişmanlık duyar ve gider polise teslim olur. RASKOLNİKOV, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanında yarattığı ve çok tartışma götüren çelişkili bir tiptir. Bir yanıyla özverili, idealist bir gençtir; öte yandan çok kolayca insan öldürür. Bu bize acaba sadece kimi insanların mı çelişkili olduğunu, yoksa temelde insanın çelişkili edimleri olan, çelişkili bir varlık olduğunu mu gösterir? Suç ve Ceza romanında öne çıkan, Raskolnikov’un ruh halidir. Bu nedenle bu roman psikolojik bir yapıt olarak bilinir. Romanın kahramanı Raskolnikov yoksul bir gençtir. Cinayetin nedeni kendi yoksulluğu mudur, yoksa diğer insanlara iyilik etmek midir? Romandan anlaşıldığına göre, Raskolnikov’u cinayet işlemeye götüren ilk neden, onun yoksulluğudur ama bizce bu yeterli neden değildir. Biz burada birkaç soru sorup yanıtlarını vermeye çalışacağız. Acaba her yoksul insanın içinde bir başkasını öldürüp malını almak eğilimi uyanır mı? Suç işleme eğilimi tüm insanlarda mı vardır ve fırsat bulunca mı ortaya çıkar? Yoksa suç işlemek bireysel bir durum mudur? Ya da yoksullar ceza korkusu yüzünden mi insan öldürüp mallarını almaktan kaçınırlar? Gerçi Raskolnikov’un öldürdüğü tefeci kadın, ona göre bir insan değil, iğrenç bir varlıktır. Bu nedenle öldürülmeyi hak etmiştir. RaskolnikovEğer ben insanlar arasında bir hiçsem Önce Raskolnikov’un duygularına bir bakalım “Çok sıcak bir haziran ayı sabahında, genç bir adam, oturduğu çatı arasından çıkar, yavaş ve kararsız adımlarla K. köprüsüne doğru ilerler. Ev sahibi ile merdiven basamaklarında karşılaşmamayı başarır. Kaldığı çatı katı daha çok bir eşya dolabına benzer. Ev sahibi kadın, aşağıdaki katta yaşar, ona odanın dışında akşam yemeği verir, diğer ev işlerine bakar. Raskolnikov, kapısı her zaman açık duran mutfaktan geçmek zorundadır. Ne zaman oradan geçse, içi bulanır, korkuya kapılır, yüzü asılır, utanır. Ev sahibine olan borcunu ödeme umudu yoktur, onunla karşılaşmaktan korkar. Bunun nedeni korkak ve kötü olması değildir, tam tersine, daha önce yaşadıklarıyla küçük bir şeyden bile sinirlenecek duruma gelmesi, aşırı kaygılı olmasıdır. Tümüyle kendi içine kapanır, yalnız ev sahibi ile değil, tüm arkadaşları ile karşılaşmaktan çok korkar. Yoksulluk onu ezmiştir, ama kaygı verici durumu artık daha sonra üzerinde ağırlığını göstermez.”1 Raskolnikov, gözünü yoksulluk içinde açmamıştır; babası öldükten ve Petersburg’a okumaya geldikten sonra tam bir yoksulluk içine düşmüş, bu yoksulluk onu ezmiştir. Yoksulluk, her şeyden önce aç kalmaktır, aç kalmak ise korkunç bir işkencedir. Yoksulluk durumu ve toplumdan kopması nedeniyle Raskolnikov bir nihilist mi olur? Burası tartışma götürür, ama aç kalmak, önce insanın kendi içinde yıkımın başlaması, dünyayla olan canlı bağlarının zayıflamasıdır. Böyle bir ortamda insanın içinde çevreye karşı düşmanca duyguların uyanması olağandır. Eğer ben insanlar arasında bir hiçsem, diğer insanların benim için ne değeri olabilir? RaskolnikovBizim yoksul gencimiz rehine karşılığında borç para veren yaşlı bir kadının adresini öğrenir. Petersburg’a gelirken, babasından kalan gümüş bir saatle, kız kardeşi Dunya’nın kendisine verdiği üç kırmızı taşlı altın bir yüzüğü de birlikte getirmiştir. Yüzüğü yanına alıp tefeci yaşlı kadın Alyona İvanova’nın evine gider. “Bu kadınla ilgili henüz bir şey bilmemekle birlikte, onu ilk görüşte içinde karşı konulmaz bir iğrenme duygusu uyanır.” Bu altın yüzük karşılığında iki ruble alır, çıkar bir tavernaya –basit bir meyhaneye– gider. Bizce bu iğrenme duygusu çok önemlidir. Önce bizim genç mutlu olmadığından, içinde yaşadığı topluma karşı sevgi beslemez. Bunun yanında tefeci kadın bir iş görmekle birlikte, zorda kalan insanların güvenini de kötüye kullanıyor, onları sömürüyordur, çünkü rehine aldığı bir malın dörtte bir değeri kadar borç veriyor, faiz alıyor, para zamanında geri verilmezse rehine aldığı malı artık geri vermiyordur. Raskolnikov kız kardeşinin kendisine verdiği altın yüzüğü rehine bıraktıktan sonra köşe meyhanesine gelir, bir çay ısmarlar, yan masada bir öğrenci ile bir subay kendi aralarında konuşmaktadır. Bizim genç bu konuşmalardan çok etkilenir. “Raskolnikov son zamanlarda boş inançlara kapıldı. Boş inançların izleri onda uzun zaman kaldı, nerdeyse sökülüp atılmaz oldu.” Çünkü Raskolnikov tefeci kadının evinden çıkıp meyhaneye geldikten sonra, yan masada oturan iki gencin bu tefeci kadından söz ettiklerini duyar. Bu sadece bir rastlantı mıdır, yoksa insanüstü bir güçle bunun bir bağlantısı var mıdır? Raskolnikov karışık gizemli duygular içinde bulunduğu kadar, karışık inançlar, düşünceler içinde de yaşar. Rusya, insanları boş inançlara boğan, gizemli duygularla besleyen koyu bir Ortodoks geleneğine bağlıdır, ama özellikle Büyük Petro’nun Petersburg kentini kurması ve Batı Avrupa’daki yeni düşünce akımlarına açılması ile birlikte, toplum değerlerinde eski-yeni kavgası başlamış, insanların kafası biraz daha karışmıştır. “İyi”nin ve “iyilik”in ölçüsü nedir? Bakınız köşe meyhanesinde neler konuşulur, Raskolnikov bu konuşmalardan nasıl etkilenir “Bilardo oynamışlardı ve çay içmeye başlamışlardı. Birden öğrencinin subaya tefeci kadın Alyona İvanova’dan söz ettiğini ve ona adresini verdiğini duydu. Bu Raskolnikov’un tuhafına gitti. Tam da onun yanından geliyordu ve şimdi burada onun adını duyuyordu. Kuşkusuz bu bir rastlantıydı ama ister istemez olağanüstü bir izlenime kapıldı; işte birisi ondan açıkça söz ediyordu. Öğrenci, Alyona İvanova hakkında arkadaşına çeşitli ve ayrıntılı bilgiler veriyordu. O bir numaradır’ dedi. Ondan her zaman para alabilirsin. Bir Yahudi kadar zengindir; bir seferde sana beş bin ruble verebilir. Bir ruble için ant içer. Birçok arkadaşımız onunla iş yaptı. Ne yaşlı yırtıcı kadındır o…’” Öğrenci, onun Lizevata adlı bir kız kardeşi olduğunu, bu kız kardeş iri yapılı olmasına karşın hep dayak yediğini, her türlü işe koşulduğunu ve kendi başına bir iş yapamadığını da ekler. “Yemin ederim, ben hiç içim sızlamadan bu yaşlı lanet kadını öldürebilir, paralarını alabilirim,’ diye ekledi öğrenci. Raskolnikov ürperirken, subay güldü. Ne garip şey!” Sana ciddi bir soru sormak istiyorum’ dedi öğrenci. Elbette şaka ediyorum, ama şuraya bir bak; bir yanda aptal, duyarsız, değersiz, hain, hasta, iğrenç yaşlı bir kadın; yalnız yararsız değil gerçekten kötücül, niçin yaşadığını bile bilmiyor; nasıl olsa günün birinde ölecek. Anlıyor musun? Anlıyor musun?’ Evet, evet, anlıyorum,’ diye yanıt verdi subay, heyecanlı arkadaşına dikkatle bakarak. Öyleyse dinle. Öte yandan her yerde, gereksinim duyduğu yardımdan uzak binlerce genç var. Bu yaşlı kadının bir manastıra gömeceği para ile binlerce güzel işler yapılabilir, insanlara yardım edilebilir! Yüzlerce, belki binlerce, eğer doğru kullanılırsa. Onlarca aile yoksulluktan, yıkımdan, kötülüklerden, cinsel hastalıklardan kurtarılabilir -yalnız onun parasıyla. Onu öldür, parasını al, onun yardımıyla insanlığa hizmet et ve diğer tüm iyi işlere. Ne düşünüyorsun, küçük bir suçu binlerce iyi iş temizlemez mi? Bir yaşama karşı binlercesi çürümekten ve yıkımdan kurtarılabilir. Yüzlerce yaşamı bir ölümle değiştiriyorsun, -basit bir hesap. Ayrıca var oluşumuzun terazisinde bu hastalıklı, aptal, kötü yaratılışlı bu yaşlı kadının ne değeri olabilir? O bir pireden, bok böceğinden daha değerli değil; bunlar onun kadar zarar vermezler.” Crime and Punishment DostoyevskiBurada insan ister istemez soruyor Acaba “iyi”nin ve “iyilik”in ölçüsü nedir? İyilik yapmak kötülükten geçiyorsa, buna iyilik denilebilir mi? İyi bir toplumun kurulması kötüleri ortadan kaldırıp iyileri yaşatmaktan mı geçer, yoksa kötülerin üremesini önlemekten mi? Ne olursa olsun Raskolnikov bu konuşmalardan çok etkilenir ve o öğrencinin bir düşünce olarak ileri sürdüğü bu korkunç tasarıya kafası takılır. İçinde bulunduğu toplum ve ruh hali nasıl olsa bu gibi aşırı düşüncelere onu açık tutar. İnsan ya sürü güdüsüyle yaşar, içinde bulunduğu toplumu olduğu gibi kabul eder, ya idealist bir düşünce geliştirerek toplumu değiştirmeye çalışır ya da toplumun törelerine ve hukukuna karşı gelerek suç işler. Raskolnikov’u ilginç kılan onda bu son iki eğilimin birden ortaya çıkmasıdır; yani hem toplumun değerlerine karşı çıkarak suç işlemek, hem de daha insanca bir topluma doğru gitmek. Bu gün suç işleyerek daha insanca bir toplum kurma tezini savunamıyoruz. Oysa on dokuzuncu yüzyılın yarısında Rusya’da başka bir dünyada yaşanır. Rusya’da toprak köleliği vardır. Köleler efendilerine saygı duymadan, istemeyerek boyun eğerler. Efendiler ise kölelerini insandan saymazlar, onların varlığına saygı göstermezler, elbette köleleri “birer köle gibi” kullanırlar. Bu geniş ülkede kölelik 1861’de yasaklanır. Suç ve Ceza bu olaydan beş yıl sonra yayınlanır. Oysa bu kitapta –Dostoyevski’nin diğer kitaplarında geçen– olayları biz biraz daha geri bir tarihe alabiliriz. Rusya gerçekte tarih sahnesine çok geç çıkmış, Rus insanı çok ilkel ve çetin koşullar içinde yaşamıştır. Daha sonra Gorki bile kendi insanından “hayvanca” diye söz edecektir.2 Rusya Doğu Roma İmparatorluğu ile birlikte Ortodoks dinini kabul etmiştir. Bu din de diğer dinler gibi insanları gizemli duygularla, ahret inancı ile besler. İlk ve ortaçağın karanlık dünyasına duygu olarak süreklilik kazandırır. İnsanları ölüm sonrası bir yaşama hazırlamaya çalışan dinlerin zaten bu dünyada daha insanca yaşamak diye bir kaygıları yoktur. Rusya özellikle Büyük Petro’nun Batı Avrupa’ya açılma, o dünyayı örnek alma çalışmalarıyla kökten değişmeye başlamıştır. Bu çar 1703’te Petersburg kentini kurar ve on yıl sonra bu kent başkent olur. Suç ve Ceza’ da geçen olaylar da bu kentte yaşanır. Diğer bir deyişle, bu kentte genelde birbirini iyi tanımayan insanlar yaşar. İnsanlar arası kuşku ve güvensizlik ağır basar. Suç işleme eğilimi insanda doğuştan mı vardır? Raskolnikov meyhanedeki konuşmalardan öyle etkilenir ki, o akşam eve döndüğünde yatağına uzanır, hep düşüncelere dalar, ertesi sabah yataktan kalkmak istemez. Hizmetine bakan Nastasya o sabah yanına geldiğinde onu hasta sanır. Çünkü bizim genç kafasında bir cinayeti tasarlamaktadır; böyle bir cinayeti işlemek, bizim idealist gencimiz için kolay değildir. Raskolnikov – Lizevataİnsan tehlikeyi göze alarak kendi düşmanını kolayca öldürebilir. Düşmanımız ölünce, içimizde biriken kin de boşalmış olur. Daha doğrusu, bizi düşmanımızı öldürmeye götüren neden, içimizde biriken ve dayanılmaz olan kindir. Oysa Raskolnikov, tefeci kadını öldürecek kadar ondan büyük bir kötülük görmemiştir. İçinde yaşadığı zor ve bir yerde küçük düşürücü koşullar, para gereksinimi, kötülerin ortadan kaldırılarak iyi bir insanlığın kurulması düşüncesi, bu gencin kafasına iyice takılır. Nerdeyse bundan başka bir şeyi düşünmez olur. Yaşlı bir kadını öldürmekten, onun paralarını alıp gitmekten daha kolay ne vardır? Raskolnikov’un cani yaratılışlı olmaması, bu cinayetin işlenmesini duygu olarak zorlaştırır. Çünkü yaşama bir haydut, bir soyguncu olarak değil, bir öğrenci olarak başlamıştır. Öğrenci olmak, kafasını aydınlatmak, insanca duygularını geliştirmek, iyiye doğru eğilim göstermektir. Genelde romancılar önemli bir noktayı eksik bırakırlar. Raskolnikov’un nasıl bir ortamda büyüdüğünü bilmeyiz. Bizce bu bir eksikliktir. Kişileri yeterince tanımamızı engeller. Raskolnikov’u genç bir birey olarak karşımızda bulur, birkaç gün sonra da cinayet işlediğine tanık oluruz. Suç ve Ceza birçok yönden tartışılabilir. Suç işleme eğilimi insanda doğuştan mı vardır; siz ne yaparsanız yapın insan ilk fırsatta suç işler mi? Yoksa insan doğuştan suçsuz mudur ve onu suç işlemeye iten toplumsal koşullar mıdır? Eğer Raskolnikov’un çocukluk yıllarını bilseydik, bu soruların yanıtını daha kolay verebilirdik. Bununla birlikte, Raskolnikov’un tezi için bu sorunun pek gereği yok. Ona göre insan iyilik etmek için kötülük yapabilir. Tefeci yaşlı bir kadın nasıl olsa insandan sayılmaz. Onu ortadan kaldırmak, paralarını daha yararlı işlerde kullanmak daha doğru olur. Ne iyi ki böyle bir gerekçeyi daha önce hiçbir toplum tanımadığı gibi, çarlık Rusya’sı da kabul etmez. Raskolnikov yaşlı tefeci kadını öldürmeyi aklına koyunca, onu derin düşüncelere ve kaygılara götüren nedir? Bu işin bir insanlık suçu olabileceği korkusu mu, yoksa yakalanma korkusu mu? Ne olursa olsun, durup dururken bir insanı öldürmek sanıldığı kadar kolay değildir. “İlk başta –gerçekte çok önceleri– bu sorunla çok uğraşmıştı; nerdeyse tüm cinayetler niçin çok beceriksizce gizleniyor, bu kadar kolayca ortaya çıkarılıyor, nerdeyse tüm cinayetler böyle açıkça izler bırakıyor? Yavaş yavaş birbirinden ayrı ve çeşitli ilginç sonuçlara vardı; ona göre başlıca neden, suçun gizlenmesiyle ilgili maddi olasılıkta yatmıyordu. Tam da sakınımlı ve dikkatli davranılacak yerde nerdeyse tüm cinayetler istem eksikliğinden, çocukça davranış ve düşünce yetersizliğinden ileri geliyordu.” Bir kimse ne de olsa korkarak ve derin heyecanlar geçirerek cinayet işler. Bir başkasının yaşamını ortadan kaldırırken, kendi canını da tehlikeye atar. Böyle bir anda dikkatsiz davranması, yanlışlık yapması olağandır. Raskolnikov böyle düşünürken, işleyeceği suçun “bir cinayet olmayacağı…” sonucuna varır. Suçluluk duygusu Yaşlı kadını ne ile nasıl öldürecektir? Pansiyoner olarak kaldığı evin mutfağında küçük bir balta vardır. Bu baltayı kimse görmeden alacak, üzerinde gizleyerek evden çıkacak, gidip yaşlı kadının kapısının çalacaktır. Cinayeti planladığı gibi işler, ama bu arada bir aksilik olur. İçeri girdiğinde kapıyı kapatmayı unutmuştur, o korkunç planı gerçekleştirdikten sonra artık çıkacakken, içeri Lizevata girer. Bu ikinci kadın paniğe kapılıp bağırıp çağıracağı yerde donar kalır. Raskolnikov geride bir tanık bırakmamak için onu da öldürür. Sonra aldığı para cüzdanı ve altınlarla evden uzaklaşacağı sırada ikinci bir aksilik olur. İki kişi tefeci kadını görmeye gelirler, ama bu kez kapı içeriden kilitlidir. Gelenler kapının içeriden kilitli olduğunu anlar, kapıya vurdukları halde neden açılmadığına bir anlam veremezler. Bir daha gelmek üzere uzaklaşırlar, Raskolnikov bunu fırsat bilerek evden uzaklaşmayı başarır. Eve döndüğünde yine kimseye görünmeden baltayı yerine koyar. Çaldıklarını eve götürmez, gider bir taşın altına gizler. Burada olayların ayrıntılarına girildiğinde, tam bir incelikle ve polisiye roman gibi anlatıldığını görürüz. Yazar okuyucuyu olayın heyecanına katmasını bilir, bilir ama okuyucuda da suçluluk duygusu uyandırır. Gerçekte Suç ve Ceza okuyucuyu çok rahatsız eden bir romandır. Bu rahatsızlıklardan birisi de, insanın içinde yatan suç işleme eğiliminin ve suçluluk duygusunun uyanmasıdır. “Acaba ben de yeri gelirse, ya da zor durumda kalırsam, böyle bir cinayet işler miyim?” diye düşünebilir insan. Ne de olsa insan her yerde cinayet haberleri içinde yaşar. RaskolnikovRaskolnikov, tasarısını gerçekleştirmiş, tefeci yaşlı kadını öldürmüş, paraları alıp uzaklaşmıştır, ama içi rahat değildir. İçinde bulunduğu korkulu ve kaygılı durum kendi gücünü aşar. Ev sahibine olan borcunu ödeyemediği için tam cinayetten sonra polis karakoluna çağırılır; kaçması, uzak durması gereken yere kendi ayağıyla gider, orada nerdeyse fenalaşır, ister istemez kuşku uyandırır. En göze çarpan olay, caninin cinayeti işlediği olay yerini ziyaret etmesidir. Merdivenleri çıkıp olay yerine gittiğinde, orada iki kişinin çalıştığını, yerlerin temizlendiğini, duvarların yeniden kâğıtla kaplandığını görür. Çalışanlardan yaşlı olanı Raskolnikov’u görünce sorar “’Ne istiyorsun?’ Bizim ziyaretçi yanıt vermek yerine kapının zilini çalar. İkinci ve üçüncü kez çalar; daha önce geldiğinde de zili böyle çaldığını anımsar. Haydi, ne istiyorsun? Kimsin sen?’ diye bağıran yaşlı işçi ona doğru gitti. Raskolnikov bir daha içeri girdi. Bir daire kiralamak istiyorum, dedi, çevreme bakınıyorum.’ Akşam vakti odalara bakmanın sırası değil, kapıcı ile birlikte gelmelisin.’ Yerler yıkanmış, boyanacak mı? Kan kalmadı mı?’ diye sözlerini sürdürdü Raskolnikov. Ne kanı?’ Niçin, yaşlı kadınla kız kardeşi burada öldürülmüşlerdi. Tam bir göl oluşmuştu.’ Peki, sen kimsin?’ Rahatsızlık duyan işçi bağırdı. Ben kim miyim?’ Evet, sen kimsin?’ Bilmek mi istiyorsun? Polis merkezine gel, kim olduğumu söyleyeyim.’ İşçi ona şaşkınlıkla baktı.” Çok ilginç bir sahne. Dostoyevski’yi büyük romancı yapan bu gibi sahnelerdir. İnsanın psikolojik sınırlarını zorlar; sıradan düşünme yeteneğinin çok ötesine gider. Bunda üstün yeteneğinin yanı sıra, yaşadıklarının da payı vardır. İdam hükmü giymiş, son anda cezası sürgüne çevrilmiş, bir aydın olarak Sibirya’da ayakları prangalı olarak kürek mahkûmu olmuş, ölümün, eziyetin sınırlarında dolaşmış, her türlü suçlu insanlarla bir arada yaşamıştır. Kırılmamış, çökmemiş, kendini büyük çalışmalara hazırlamıştır. Dostoyevski’nin romanları ancak onun kendi yaşamından daha ilginç olabilir. DostoyevskiBir insan ne kadar özveride bulunabilir Suçlu, uzaklara kaçmak ya da saklanmak yerine neden suçu işlediği yere gelir? İçinde bir tanrı vardır; Zeus ya da Apollon türünden bir tanrı… Yazgısı bu tanrının elindedir. Raskolnikov artık kendisi olmaktan çıkmış, kendini güdülerinin eğilimine bırakmıştır. Cinayet yerine geldiğinde, bu cinayeti gerçekten işleyip işlemediğine inanmak ister gibidir. Cinayeti işledikten sonra uzaklaşıp gidince orada neler olmuştur? Önüne geçilmez bir merakla tüm bunları öğrenmek ister. Yalnız cinayet işlememiş, bir cinayetin nasıl işlenebildiğini de denemiştir. Bu beklenmedik ziyaretçinin davranışları, cinayet yerinde çalışan işçilerin dikkatini çeker, ister istemez kuşku uyandırır; bu bilgi polis merkezine aktarılır. Cinayetleri araştırmakla görevli polis Porfiry Petroviç, artık sanığı biliyordu; geriye sağlam kanıtlar ya da suçlunun gelip kendi suçunu itiraf etmesi kalır. Raskolnikov’un davranışları kendi ayağı ile gelip teslim olacağı yönündedir. Bu arada Raskolnikov ve onun bir arkadaşı Razumihin polis merkezinde bir araya gelirler. Polisle suçlu birbirinin çevresinde dolanırlar. Cinayetleri araştırmakla görevli polis Porfiry, kimlerin tefeci kadınla görüştüğünü, ondan borç para aldığını bulur, çünkü tefeci kadın kimden ne alıyorsa, üzerine adını yazar; böylece evde araştırma yapan polis, hepsinden ayrı ayrı bilgi edinir. İçlerinden bir tek Raskolnikov bu konuda uzak durmuştur. Polis onun da gelip rehine bıraktığı malla ilgili bilgi almasını bekler “’Ne? Onu bekliyor musun? Niçin, onun da rehinde malı olduğunu öğrendin mi?’ diye bağırdı Razumihin? Porfiry Petroviç yanıtı Raskolnikov’a verdi Senin eşyaların, yüzük ve saat birlikte sarılmışlar, üzerine adın okunaklı bir halde yazılmış, hem de tarihleriyle birlikte…'3 Nasıl da gözlemcisiniz!’ diyen Raskolnikov kabaca güldü; doğrudan onun yüzüne baktı, ama birden durgunlaşarak ekledi Bunu söylüyorum, çünkü orada çok miktarda rehine mal olmalı… öyleyse tümünü anımsamak çok zordur… Ama siz onların hepsini açıkça anımsıyorsunuz ve… ve…’ Aptal’ Güçsüz!’ diye aklından geçirdi Niçin bu sözleri söyledim?’ Ama biz rehine mal veren herkesi biliyoruz, içlerinden bir tek sen gelip bize başvurmadın’ diye yanıt verdi Porfiry, kolayca sezilmeyen bir alayla.” Raskolnikov hasta olduğu için gelmediğini söyler. Raskolnikov ve MarmeladovArkadaşı Razumihin, onun bu hastalıklı ve sayıklayan halini anlamak ister, çünkü Raskolnikov eline geçen annesinin kendisine verdiği yirmi beş rublenin hepsini o günlerde ölen bir tanıdığının dul eşine vermiş, kendine üç ruble bile bırakmamıştır. “Bu yaptığın delilik değil mi?” diye sorar Razumihin. Raskolnikov yaşamın gerçeklerini kabul etmez. Onun ayrı bir mantığı vardır. Bir gün meyhanede Marmeladov adında bir memurla karşılaşır. Daha doğrusu adam alkolik olduğu için işinden atılmıştır. Yoksulluk içindedir. Konuşurken kızı Sonya’nın parasızlık yüzünden kendini sattığını anlatır. Adam bu durumu kabullenmiştir. Çok geçmeden bir arabanın atı onu ezer; ölür, geriye eşi ve çocukları perişan halde kalır. İşte Raskolnikov cebindeki tüm paraları bu dul kadına vermiştir. Bir insan ne kadar özveride bulunabilir, iyilik edebilir ya da ne kadar kötü olabilir? İnsanın bu iki yönünü de bir tek kişide, Raskolnikov’da görebiliriz. Edebiyat insanı anlatır, yaşamı anlatır Polis merkezindeki konuşmalar birden yön değiştirir. Nasıl olsa Raskolnikov’un suçlu olduğunu kendi tepkileri göstermektedir ama bu kadarı yeterli değildir; elde somut kanıtların olması gerekir. Konu suçun nedenleri üzerine gelir. “Ben sosyalist öğretiyle başlıyorum. Sen onların öğretisini biliyorsun. Suç, anormal toplumsal örgütlenmeye bir karşı çıkıştır” diye söze başlar Razumihin, “ve başka bir şey değil, başka bir şey değil, başka bir neden kabul edilmez…” “Burada yanılıyorsun” diye onun sözünü keser Porfiry. “Yanılmıyorum. Onların kitapçığını size gösterebilirim. Onlara göre her şey çevrenin etkisi ile olur’ başka bir şey yok. Onların gözde tümcesi böyle! Buna göre eğer toplum olağan şekilde örgütlenecek olsa bütün suçlar birden durur; çünkü topluma karşı çıkacak bir şey kalmaz; herkes bir anda doğru insan olur. İnsanın doğası göz önüne alınmıyor, dışlanıyor; var olduğu kabul edilmiyor. İnsanlığı tanımıyorlar. Tarihsel canlı süreç sonunda olağan bir topluma varıldığını bilmiyorlar. Onların inancına göre kimi matematiksel kafalardan doğan toplumsal sistem, herhangi bir canlı süreçten daha hızlı bir yoldan adil ve suçsuz tüm insanlığı birden örgütleyecek. Bu nedenle tarihsel olarak tüm tarihten iğreniyorlar. Tarihte çirkinliklerden ve aptallıklardan başka bir şey yoktur! Tüm bunları aptallıkla açıklıyorlar. Bu nedenle yaşamın canlı sürecinden nefret ediyorlar! Tek bir canlı ruh istemiyorlar!” Tartışma böyle sürüp giderken bu arada Razumihin bir soru sorar “…Kırk yaşında bir adam, on yaşında bir çocuğa tecavüz ettiği zaman onu buna çevre mi sürükler?” Elbette insanın davranışlarını içinde bulunduğu koşullar belirliyor, ama biz şimdilik kısaca olumsuz bireysel eğilimle olumsuz çevre koşulları bir araya geldiğinde suç oluşuyor diyebiliriz. Crime and Punishment DostoyevskiOrtaçağ boyunca insanlar kendi yazgılarına bırakılmışlardır. Yönetimler halkın yaşam düzeyini geliştirmek için hiçbir şey yapmamıştır. İlkçağ’da Helen dünyasında başlayan hukuk sürecini, ortaçağın tek tanrılı dinleri ve feodal yapıları ortadan kaldırmış; insanlara sadece ölüm sonrası bir yaşam düşü bırakmıştır. Doğru ya da yanlış, burjuvazi ile sosyalizmin görüşleri, artık insan yaşamından söz etmeye başlamıştır. Rönesans’ta bilimsel devrimle birlikte, toplumların emeğe ve hukuka göre yeniden örgütlenmesi sürecine girilmiştir. Dostoyevski, Rus ulusçuluğuna ve Hristiyanlığa güçlü bir şekilde bağlı kalmakla birlikte, yeni görüşleri de tartışma konusu yapmış, yer yer dinsel inanca olan kuşkuculuğunu da dile getirmekten kaçınmamıştır. Tarihte sadece aptalca şeyler mi yapılmıştı? Yoksa uygarlıkla barbarlık yan yana mı yürümüştür? İnsanların yerleşik yaşama geçmesi, çiftçilik yapması, yemeklerini pişirerek yemesi, taşı yontması, kumaş dokuması, özellikle de yazıyı kullanması gibi etkinlikler güzel işler değil midir? Bunun yanında savaşlar, özellikle yağma için yapılan savaşlar, köleci toplumların yapısı, insan üstü dinlerin ortaya çıkması ve insanların dinsel inanç uğruna ölmesi –sadece Haçlı Seferleri’ni anımsayalım!– elbette çok aptalca şeyler. Dostoyevski gibi yazarların –daha geniş anlamıyla edebiyatın– işlevi de daha adil, daha güzel bir dünya yaratmak değil midir? Belki, ama bize kalırsa edebiyata hiçbir ideolojik görev yüklenemez. Edebiyat insanı anlatır, yaşamı anlatır; insan ya da toplum yöneticisi buna göre bir yol çizer; daha güzel bir dünya kurmaya çalışır. Hem tüm edebiyat yazarları da bir tutulamaz. Örneğin genelde Bolşevikler Dostoyevski’yi sevmemekle birlikte, Lenin, Tolstoy için “Devrim’in aynası” dememiş miydi? Dostoyevski’ye en yakın Rus yazarının Gorki olduğu söylenebilir; ne tuhaftır, Lenin bu yazara çok yakınlık duymuş, onunla kişisel dostluk kurmuştur. Ayrıca Gorki, Tolstoy’un Anna Karenina’sını hiç beğenmemiştir! Neyse biz kaldığımız yere dönelim. Raskolnikov iki ay kadar önce bir yazı yazmış, bir dergiye göndermiştir. Yazı başka bir dergide çıkmış, yazarın bundan haberi olmamış, gidip yazarlık ücretini de almamıştır. İşte o yazı burada tartışma konusu olur, çünkü cinayet işlemenin nedenleri üzerinde durulmaktadır. “Eğer anımsıyorsam, cinayetten önce ve sonra suçun psikolojisini analiz etmiştim.” “Evet, senin ileri sürdüğüne göre bir suçun işlenmesine hastalık eşlik eder. Çok çok ilginç ama… beni ilgilendiren senin makalenin bu yanı değil; beni daha çok ilgilendiren makalenin sonunda pek açıkça söylemediğin bir düşünceye göre cinayeti işleyen kimse, suçla ahlak arasında bir uçurum bırakma hakkına sahiptir, yasanın onlar için yapabileceği bir şey yoktur.” Raskolnikov düşüncesinin abartılı bir şekilde ve bilerek çarpıtılmasına güler. “Ne? Ne demek istiyorsun? Cinayet işleme hakkı mı? Çevrenin etkisi yüzünden değil mi?” Razumihin biraz telaşla sordu. “Hayır, tam olarak öyle değil” yanıtını verdi Porfiry. “Onun makalesinde tüm insanlar sıradan’ insanlar ve olağanüstü’ insanlar diye ikiye ayrılıyor. Sıradan insanlar, boyun eğerek yaşıyor, yasaları çiğneme hakkına sahip değiller, görmüyor musunuz, onlar sıradan insanlar. Oysa olağanüstü insanlar nasıl olsa cinayet işleme ve yasaları çiğneme hakkına sahipler. Eğer yanılmıyorsam, sizin görüşünüz böyle.” “Benim ileri sürdüğüm tam olarak bu değildi,” diye sade bir şekilde yanıt vermeye başlar Raskolnikov. … “Benim makalemin belirli olmadığını söylüyorsunuz. Elimden geldiği kadar açıklığa kavuşturmaya hazırım. Bunu benden istediğinizi düşünmekle haklı olabilirim. … Güzel, yasa yapımcıları ve toplumların önderleri, örneğin Lykurgus, Solon, Muhammed, Napolyon gibilerinin ve diğerlerin hepsi, istisnasız hepsi suçludurlar; bunlar yeni yasalar yapıyorlar, eskilerini çiğniyorlardı; halk bu yasaları atalarından teslim alıyor, kutsal sayıyordu; ama onların her biri kan dökmekten geri kalmadı, bu yasaları kendi yararlarına kullandı; -masum insanlar çoğu zaman yiğitçe savaşarak eski yasaları savundular. Gerçekte göze çarpan bir şey var; doğrusu bundan yararlanan çoğunluk ve toplumların önderleri bu korkunç kıyımın suçlusudur.” “Sözün kısası, tüm büyük insanlar, söyleyecek bir sözü olan çoğunluktaki küçük insanlar bile doğaları gereği az çok suçludurlar.” RaskolnikovCezası çekilmeyen suç insanı rahat bırakmaz Dostoyevski, bir Hıristiyan olarak bir inançla ilgili önemli bir noktayı eksik bırakıyor; bu nokta insanların birer suçlu olarak dünyaya gelmesi ve bu dünyada bu suçtan kurtulmak için kendini insanlık için kurban eden İsa’nın peşinden gitmesi. Adem ile Havva cennette Tanrı’nın sözünü dinlemedikleri, Şeytan’a uyup suç işledikleri için oradan kovulurlar, dünyaya suçlu olarak inerler. Buna göre dünya “ruh arındırma” yeridir. Oysa böyle bir inanç insanı doğa karşısında tümüyle edilginleştirmiştir. Dostoyevski bize insanın dünya düzeni, dünya egemenliği ile ilgili işlediği suçlardan söz ediyor. Burada da bir ayrım yapmıyor, genellemede bulunuyor. Şöyle ki; Isparta’da Lykurgus, Atina’da Solon yasaları yaparken kan dökmüyorlar. Devlet yapısını bizim yasa dediğimiz temel ilkeler –nomoi– üzerine kurmaya çalışıyorlar. Yasayı kral değil, devlet yapıyor. Bununla birlikte yasalar kaynağını yine de tanrılardan alıyor. Solon bu yasaları Tanrı’dan – Apollon’dan – aldığını söylüyor. Daha önce Hammurabi de yaslarını Tanrı Marduk’tan aldığını söylüyor. Muhammed’le Napolyon’un durumları da birbirinden çok ayrı. Birincisi sadece dinsel yasaklar koyuyor, dinsel buyruklar veriyor. Muhammed’de bir kamu örgütlenmesi olmadığı gibi, kamu hukuku da görülmez. Örneğin evlenme yaşı için bir alt sınır bile getirmemiştir; kabile törelerini sürdürmüştür. O Yahudilik ve Hıristiyanlık inançlarına bağlı kalan bir din kurucusudur. Napolyon ise başta burjuvazinin mirasına sahip çıkar, Fransız Devrimi’ni gerçekleştirmeye, tüm Avrupa’ya yaymaya çalışır, ama sonunda kendi başına bir kral kesilir. Ama yine de Napolyon sivil yasaları çıkarır, çağına uygun yeni bir mali sistem getirir; din adamlarını devlete bağlar, kendi buyruğu altına alır. Osmanlı’da medrese ve din adamları her zaman devlete bağlıydı. Burada dinlerin getirdiği yasaklarla, buyruklarla, sivil yasaları birbirinden ayırmak gerekir. Dinsel buyruklar değiştirilemez, dinde reform olmaz. Ancak Süryaniler günde yedi kez namaz kılmak yerine üç kez namaz kılmayı kabul etmişleridir. Oysa yasalar her zaman değiştirilebilir. Solon, yasalarının dokunulmaz olduğunu söylememiştir; yasalarını bir dinsel inanç sistemi içinde yürütmemiştir. Devlet kurucuları ya da bir devletin içinden çıkan devrimciler, yenilik getirirken, bir dirençle karşılaştıklarında, ister istemez şiddete baş vururlar. Yoksa hiçbir zaman toplumsal değişim olmaz. Raskolnikov’un kendi durumunu bu devrimlerle karşılaştırması başka bir yanlışlık. Belki de bu durum onun içinde bulunduğu sayıklamadan ileri geliyordur. Çünkü onun durumu tümüyle kişisel. Öne sürdüğü gerekçeler onu hiçbir zaman temize çıkaramıyor. Raskolnikov sonra yalnız başına kaldığında yine kendi durumunu düşünür “Hayır, bu adamlar böyle yapmadılar. Gerçek Usta’nın Napolyon’un her şeyi yapmasına izin verildi; Toulon’da fırtına estirdi, Paris’te kıyım yaptı, Mısır’da ordusunu unuttu, Moskova seferinde yarım milyon insanı harcadı, bir jestle Vilnar’ı bıraktı. Ölümünden sonra onun için sunaklar yapıldı; onun her şeyi yapmasına izin vardı; anlaşılan böyle bir halk etten değil, bronzdan yapılmıştı!” Birden ilgisiz bir düşünce nerdeyse onu güldürdü. Napolyon, piramitler, Waterloo ve cildi buruşmuş yaşlı bir kadın, yatağının altında kırmızı bir sandıkla tefeci bir kadın – “Yaşlı bir kadının yatağının altında sürünen bir Napolyon! Ay ne iğrenç!” Cinayetten sonra Raskolnikov uyuduğunda gerçek dünyadan ayrılamaz, her olay, her düşünce düşlerinde ortaya çıkar; uyanıkken uykuda gibidir; sağlıklı düşünemez, sayıklar durur. Cezası çekilmeyen suç insanı rahat bırakmaz. Sonya’nın Evinde Dostoyevski’de insanın kötülüklerini zayıflığını, bu insanların ahlaksal açıdan yargılandıklarını görürüz. Çünkü Rus toplumu yerini ve değerlerini tam bulmamıştır. Topluma egemen olan ilkel feodal yapı ve onun ideolojisi olan din, eşitlikçi, modern bir toplumun kurulmasının önünde engeldir. Dostoyevski’nin –ve onun gibi daha nice yazarların– çelişkisi, eski yapıya, eski değerlere bağlı kalınarak kötülüklerin ortadan kaldırılması, daha insanca bir dünyanın kurulması tasarımıdır. Böyle bir ütopya çelişkilerden kurtulamaz. Dostoyevski çok duyarlı konuları göz önüne serme yeteneğini gösterdiği, insanın derinliklerine inmesini bildiği için büyük yazar adını almayı hak etmiştir. Bizce insanı düşünmeye zorladığı, tartışmaya götüren şeyler söylediği için de büyük yazardır. Onun dünyasında mutsuz, dengesiz, suça eğilimli insanları görürüz. Mutsuz insanları anlatmak, mutlu insanları anlatmaktan daha zordur. Mutlu insan yaşamı sorgulamaz, oysa mutsuz insan bir arayış içindedir. Peki Raskolnikov’un amacı zor durumda olan insanlara acıyarak bireysel iyilikte mi bulunmaktır; yoksa büyük adam mı olmaktır? Burası bile açık değildir. İnsan cinayet işlesin ya da işlemesin, başarılı olan büyük insandır; Muhammed ve Napolyon bu tezin örnekleridir. Raskolnikov – SonyaRaskolnikov gidip polise teslim olmadan önce, gece vakti Sonya’nın evine –tek gözlü odasına– gider. Amacı ona veda etmektir. Mum ışığında kızın ellerine bakar. “Ne kadar zayıfsın! Nasıl bir el! Bir ölü eli gibi saydam.” Onun elini tuttu. Sonya hafifçe gülümsedi. “Ben her zaman böyleydim” dedi. “Evinde yaşarken de mi?” “Evet.” Raskolnikov, Sonya’nın içinde bulunduğu durumdan rahatsız olur, ona acır. Acıma duygusu Hıristiyanlar arasına çok gelişmiştir. İnsanlar, özellikle düşkün durumda olanlar birbirlerine acırlar; bu durumda olmalarını Tanrı’dan bilirler ve Tanrı’nın kendilerine acıması için durmadan yakarırlar. Nietzsche bile “Tanrı öldü, Tanrı insanlara acıdığı için öldü,” der. İnsanlar, Tanrı’nın dayanamayacağı kadar acınacak haldedir. Kendi aralarında Sonya’nın üvey annesinden ve öksüz kalan çocuklardan konuşurlar. Kız çocuklarından Polenka’nın da Sonya gibi olacağını söyler Raskolnikov. “Hayır, Tanrı bu kadar kötü bir şeye izin vermez” diye karşı çıkar Sonya. Eğer Tanrı varsa, niçin bu kadar kötülükler oluyor, niçin insan bu kadar acı çekiyor? “Tanrı onu koruyacaktır” diye ekler. “Ama belki Tanrı hiç yoktur” diye ona doğru bakarak ve gülerek kötücül bir yanıt verdi Raskolnikov. Aralarında da bir sessizlik olur. Eğer Tanrı var olsaydı, dünyada kötülük olmazdı, insanlar birbirini öldürmezdi; kötülük olduğuna göre, demek Tanrı yoktur, diyebiliriz. “Sonunda Sonya’ya doğru geldi; gözleri parlıyordu. Ellerini onun omuzlarına koydu; yaşlı gözlerine baktı. Gözleri acımasızca ve sertçe bakıyordu, dudakları bükülüyordu. Raskolnikov birden yere eğildi; Sonya’nın ayağını öptü. Kız bir deliden uzaklaşır gibi geri çekildi. Elbette bir deliye bakarcasına ona baktı.” “Bana ne yapıyorsun” fısıldadı, yüreğini birdenbire bir acı sarmıştı. Öteki hemen ayağa kalktı. “Senin önünde değil, acı çeken tüm insanlığın önünde eğildim,” diyerek pencereye doğru uzaklaştı. … “Bunu sana onursuzluğun ve günahın için söylemedim, çok acı çektiğin için söyledim. Sen büyük bir suçlusun, bu bir gerçek; senin en kötü suçun bir hiç uğruna’ kendini yıkmak ve kendine ihanet etmek” diye nerdeyse görkemli bir halde ekledi. “Korkunç değil mi? Bu kadar çok iğrendiğin bu pislik içinde yaşıyor olman korkunç değil mi? Aynı zamanda kimseye yardım etmediğini kendin biliyorsun; bununla kimseyi kurtarmıyorsun. Söyle,” derken nerdeyse sözlerini delice sürdürdü, “ne kadar ayıp ve yıkıcı şeyler sende yan yana duruyor, hem de kutsal duygulara karşıt. Suya atlamak ve her şeye son vermek daha iyi, bin kez daha iyi olmaz mı?” Paylaşılan suç, insanı hafifletir Sonya dindar bir kadındır; evinde bir İncil bulunur, bu kutsal kitabı ona, Raskolnikov’un öldürdüğü Lizevata daha önce vermiştir. Kutsal kitabı iyi kabul edersek, tüm iyiler ve kötüler bir arada, aynı kişilerde bulunabiliyor demektir. İyi kötüyü ortadan kaldırabilse, sorun kalmayacak, buna karşılık kötü iyiyi ortadan kaldıracak olsa, insanlığın sonu gelecektir. Sonya’nın kendini satması ahlaka aykırı ve suç, ama insan yaşamına son verecek kadar büyük bir suç değil. Raskolnikov, Sonya’nın içinde bulunduğu durumdan kendini sorumlu saydığı için yere eğilir, onun ayağını öper; bağışlanmasını ister. Sonya ne pahasına olursa olsun yaşamalı mı, yoksa böyle onursuzca yaşamaktansa kendi canına mı kıymalı? Oysa Sonya kimseyi kandırmıyor, zor kullanmıyor. Fırsat bulsa her an bu yaşamdan geri çekilebilir. Sonya’nın dürüst bir yaşam sürmediği doğru, kendi bedenini para karşılığında başkasına kiralıyor; tam bir zayıf insan örneği. Peki bu kadınla ilişki kuranlar onunla aynı düzeye inmiyor mu? Suçlu olan yalnız Sonya mı, yoksa onunla ilişki kuran herkes mi? Sonya’ya onurlu bir yaşam hazırlamayan toplum mu? Evet, herkes suçlu. “Sonya’nın önünde üç yol vardır” diye düşünür Raskolnikov; “Kanal, deliler evi ya da… Sonunda insanın aklını karartan, yüreğini taşa çeviren ahlaksızlığa gömülmek.” İki suçlu kendi aralarında böyle tartışırken, Raskolnikov ev sahibinin İncil’den Lazarus’un diriliş sahnesini okumasını ister. Lazarus’u gömüldüğü yerden çıkaran ve dirilten İsa’nın kendisidir. İsa’da tanrısal bir güç vardır. Raskolnikov bu görüşmenin sonunda Lizevata’yı kimin öldürdüğünü bildiğini söyleyerek oradan ayrılır. Raskolnikov ertesi günü yine onun evine gider. Şimdi dünyada kendine en yakın bulduğu insan Sonya’dır; çünkü ikisi de Adem ile Havva’nın cennetten yere düşmesi gibi toplumdan düşmüşlerdir. Raskolnikov suçunu ona itiraf eder. Paylaşılan suç, insanı hafifletir. Böylece suçluluk duygusu yalnız suçlunun içinde kalmaz, dışarıya taşar, diğer insanlara ulaşır. “Ne yaptın, kendine ne yaptın?” dedi Sonya umutsuzluk içinde ve atladı, kendini onun boynuna attı; sarıldı, sıkıca tuttu. Raskolnikov geri çekildi,ona kederlice gülümsedi. “Garip bir kızsın Sonya –sana bunun sözünü edince beni öpüyorsun, bana sarılıyorsun… Ne yaptığını düşünmüyorsun.” “Yok – şimdi tüm bu dünyada senden daha mutsuzu yok,” diye çılgınca bağırdı! Onun ne dediğini dinlemiyordu; birden şiddetli histerik bir ağıt tuttu onu. “Demek beni terk etmiyorsun, Sonya,” dedi ona umutla bakarak. Sonya bağırdı “Hayır, hayır, asla, hiçbir yere. Seni izleyeceğim, her yerde seni izleyeceğim. … Seni Sibirya’ya kadar izleyeceğim.” Raskolnikov gidip teslim olacak, Sonya da onunla birlikte Sibirya’ya gidecektir. Napolyon Olmak Raskolnikov ertesi günü yine Sonya’ya gider. Artık çok daha açık konuşur. Oysa Sonya ne idealist bir kadındır, ne aydın bir yanı vardır. “Ne kadar ayrıyız” diye bağırdı Raskolnikov, “birbirimize benzemiyoruz. Niçin geldim, niçin? Kendimi asla bağışlamayacağım.” “Hayır, hayır, gelmen iyi oldu,” dedi Sonya. “Daha çok şey bilmem daha iyi!” Raskolnikov ona acıyla baktı. Bir sonuca varmış gibi sözlerini sürdürdü “Eğer yaptığım gerçekten doğruysa? Bir Napolyon olmak istedim, bu nedenle onu öldürdüm… Şimdi anlıyor musun?” Önce niçin büyük adam olmak istemek? Niçin insanlara hizmet etmek değil de büyük adam olmaya çalışmak? Napolyon bir asker olarak yetiştiği için savaşlara giriyor. Her askerin göze alamayacağı savaşlar çıkarıyor. Avrupa yıllarca bir kıyım yaşıyor. Paris’ten çıkıp Moskova’ya kadar gidince, sonra göç geri dönüyor, Moskovalılar Fransızları Paris’e kadar kovalıyor. Napolyon bir devleti arkasına alarak savaşlara girişiyor; onun kendine göre bir devlet ideali var; gidip yaşlı bir kadını öldürüp paralarını çalmıyor. Raskolnikov bunu anladığında geç kalmış oluyor. “Demek, Sonya, orada karanlıkta uzandığım zaman, her şey benim için aydınlandı; şeytanın kandırmacasına uydum, değil mi?” Dostoyevskyİnsan çelişkili bir varlıktır İnsanlar hep böyle inanmıştır; bir melek vardır, bizi iyilik yapmaya yönlendirir; bir de şeytan vardır, kötülük yapmak için bizi ayartır. Eğer salt güdülerimizle hareket edecek olursak, bu yargının doğruluk payı vardır. Yok eğer düşünme yeteneğimizi geliştirirsek, yeterince insanca duyarlılığa sahip olursak, şeytandan olduğu kadar melekten de uzak dururuz. Böylece kendi yaptığımızdan kendimiz sorumlu oluruz. Gerçekte Raskolnikov çevresinde iyi, özverili bir genç olarak tanınmıştır. Zor durumda, tehlikede olan insanların yardımına koşmak ister. Bunun için canını tehlikeye bile atmıştır. Örneğin arkadaşı Razumihin’in anlattığına göre Raskolnikov üniversitede öğrenci iken, son anlarını yaşayan bir hasta arkadaşına son kuruşunu bile harcar ve öğrenci öldüğü zaman, geriye eli ayağı tutmayan babası kalmıştır; bu adam öldüğünde de Raskolnikov hastaneye gider ve onun da gömülme giderlerini öder. Yine ev sahibinin tanıklığına göre bu genç, iki çocuğu yangından kurtarmış, bunu yaparken kendisi de yanmıştır. Peki Raskolnikov insanlara acıdığı ve onlara yardım etmek için mi cinayet işler, yoksa Napolyon gibi büyük adam olmak için mi? Burası belli değildir. Gerçekte Dostoyevski çok şeyi belirsiz bırakır. Ya da yazara göre insanlarda birden çok eğilim ortaya çıkar; hangisi ağır basar, hangisi fırsat bulursa, insanın kişiliğine o damgasını vurur. İşte toplumsal etkenler burada kendini gösterir. Gerçekte de insan çelişkili bir varlıktır, bunun en iyi örneğini de Dostoyevski’nin kendi yaşamı ve çalışmaları verir. Bu bir roman Fedora Mihaylovicha Dostoevskogo "Suç ve Ceza" dır - Her birimiz bir balta deli öğrenciyle öldürülen yaşlı kadının hikayesini duymuş olmalı. ana karakter çıkış olan olayları kompleksi zinciri içinde birbiri ile dokunmaktadır. iş soberly yaşamak herkese öğretmek içtenlikle pahalıya bağışla ve sevgi etmektir. bir roman yazma Tarihçesi fikri "Suç ve Ceza" Dostoyevski altı yıl yumurtadan. 1859 yılında, o hemen roman itirafı yazmaya başlayacağını kardeşine bir mektupta söyledi. yazar kendisi mahkum hayatının korku yaşadı ve okuyucularımız ile paylaşmak istedi. Roman Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza" onun diğer başyapıtlarından sonra yazılmıştır - "hakarete ve Yaralanan", "Ölüler" House of daha iddialı kitabın başlangıcı oldu. Başlangıçta, iş hacmi üzerinde küçük bir hikaye olması planlandı ancak Dostoyevski, icat karakterin ruh delving, açıklanması bir kaç yaprak yeterli olacağını karmaşık etik sorunlara yol açmaktadır. sevgi fikri, tesadüfen gebe yazarla Finalleri İsa Mesih pişmanlık duyan günahkarı kaydeder zaman hikaye çoğaltmak istedik. "Suç ve Ceza" ana karakterleri işler Romanda yazar olayların temel bir dizi var etrafında, küçük insanlar dahil etmiştir. kahramanı - Raskolnikov, Alyona Ivanovna, eski borç öldürmeye karar emekli öğrenci. Lizaveta - zakladchitsy kardeş, aynı zamanda genç adamın eliyle öldürüldü. bir suç işlemiş açıklama deneyimli araştırmacı Porfiry Petrovich sürer. Pulcheria Alexandrovna ve Avdotya Romanovna - Rodion Raskolnikov annesi ve kız kardeşi. aile alçakgönüllülükle yaşayan ve fakir bir öğrenci yardım etmeye çalışıyor. bozuk çalıştı kulu Arkady Ivanovich Svidrigailov ait Dünya çift sayı. Sonunda onu geçmişi unutmak için, o evlenip St. Petersburg geçmek için zengin bir beyefendi Pyotr Petrovich Luzhin teklifini kabul eder. Andrey Semenovich Lebezyatnikov - emekli yetkilisi, eşi Katerina Ivanovna ve üç çocuklu küçük bir dairede toplanmıştı. Raskolnikov sonradan onun kurtuluş olacak büyük kızı Sonia aşık. Zor anlarda Dünya ve Pulcheria Alexandrovna umurunda Rodion sadık arkadaşı - Dmitry Prokofievich Razumihin. Romanın ana hikaye hattı Rodion Raskolnikov annenin para yaşıyor ve bazen de eşyalarını Rehinciye Alyona Ivanovna satan. o sadece zaman gelmesi o sinir bozucu böylece yaşlı kadın, Kadının evine kırar ve bir balta çentik. Kardeş Elizabeth aniden de talihsiz kurbanı oldu, hangi döndürür. O şiddetli bir insan gibi davrandı, ama Raskolnikov karakteristik - onun olumlu nitelikleri - okuyucuların diğer taraftan bakmak için izin verir. Kendisinin zayıf olmakla vicdanı yağma kendisi atamak izin vermez sırf yaşlı kadını ele geçirmek için zenginlik ile takıntılı ve bu para kurtulur. suç Avdotya Romanovna ve Pulcheria Alexandrovna Rodion ziyareti ve ona yardım etmek sonra - o onlara zarar görünüyor. İlk bölümlerde, Raskolnikov bir at tarafından atılan ve ölmek içildiği bir perişan yetkilinin Lebezyatnikov ile bir tavernada karşılamaktadır. Çünkü kaza Rodion ölünün ailesini bilir ve yaşlı kadın ve kız kardeşi cinayetini itiraf etti büyük kızı Sonia dikkat çekiyor. Uysal kız tövbe etmesini ister ve hiçbir acelesi araştırmacı hapse atmak için ve gevşek bir yürüyüşe birkaç gün verir. analiz sonsöz sonsöz olarak, yazar bir Sibirya kalede hapsedilmiş ana karakterin hikayesini anlatıyor. İşte Raskolnikov karakteristik değişiklikler - bu, mantıklı ve vicdani olur diye suçu itiraf ve kendisini haklı çıkarmak için çalışmaz. Dünya oğlunun uzun bir seyahate gitmişti anne diyor, ama yaşlı kadın, bunun için beklemek hastalıktan ölmedi. Razumikhin dertte arkadaşını bırakıp Sibirya'ya taşımaya karar verir vermez. Bir arkadaşının asalet tarafından Struck Dünya bu adamı evlenir. birbirlerini seviyorlar ve mesafe ne karar ne onları korkutmadı - Sonia Rodion tümünü görmek için bir yol bulur. Kadın ve erkek figürleri romanda işin Her kahraman olumlu ve olumsuz ayrılabilir. "Suç ve Ceza" görüntüler okuyucu onları sadece bir derecelendirme veremem ki renklidir. Dostoyevski Raskolnikov tasvir iki yüzlü adam Suçlu büyük seven kalp, kişinin komşusu tövbe etmek arzusu yardımcı arzudur. Tartışmalı görüş Lebezyatnikov hakkında oluşmuş - o nadiren bir içici olduğunu aileyi hatırlar, ama bu gerekçe onun saflığından ve istikrarsız mali durumu olur. Açıklama sefil hayat harap yetkililer roman "Suç ve Ceza" in birkaç sayfa ödenir. İlköğretim Kahramanlar ağırlıklı pozitif çalışır ve ikincil erkek arasında iki negatif imaj tahsis - Svidrigaïlov ve Luzhin. Razumikhin - Raskolnikov en yakın arkadaşı, kendisi ve ailesi için ve destek olmaktır. Kadın görüntüleri Pulcheria Alexandrovna, Dünya ve Sonya romanda idealize edilmiştir ve sadece tek eski tefeci o kaba ve kötü görünüyordu kahraman tahmin etmek mümkün değildir ve diğer nitelikleri Dostoyevski sessiz. Eats, Bloglar İnsanlar doğup her gün ölür ve Raskolnikov yaşlı bir kadın para borç veren öldürürse bunda yanlış bir şey olmadığını görünmeye başlar edilmektedir. Ama olsun doğru şekilde konuşmaya? roman "Suç ve Ceza" karmaşık felsefi sorular, daha sonra kendini bir kahraman bulduğu cevapları yükseltir. Rodion long yaşlı bir kadın, ya da "pardon" "yürütme", düşünür, ama yine de varlığını ihtiyacını şüpheler ve bu nedenle ışığı açılıp açılmadığını, her şey daha sakin olacağını karar verir. Olay yerinde katil daha az emin davranır o kaybetti ve hatta tüm serveti borç veren yapmak için bir konumda olduğunu. Onun işkence halüsinasyonlar, fobiler, o umutsuzluk ile delirir. Şimdi, onun ölümünden sonra, o hiçbir şey kalmamıştı, çünkü Alyona Ivanovna affedildi gerekirdi. Rodion Raskolnikov Özellikleri O yaratık ya sahip hakkını titriyordu? Ana karakterin de manik eğilimler değildir ve kasıtlı öldürme Alyona Ivanovna karar verdi. Hiçbir ihtiyacı olan yaşlı yetimler için uygundur zenginliği ile yalnız hayatını bir yaşam kadın değil o. Raskolnikov planı çok basit gibi görünüyor, ama kahraman sonuçları hakkında düşünmüyor. Bu genç naivete fakir öğrencinin sonraki hataya neden oldu. "Suç ve Ceza" bize öğretir roman sonuçlarını düşünmek, hem de başkahramanı, bu kadar aptal olmamak için. Raskolnikov bir ikilem önce o yaratık ya sahip hakkını titreyen? güçlü bir erkeğe yapardı olarak - Kahraman bu dünyada o cinayetten sonra kendini belirlemelidir onların ana arzu yürütülen sahip olduğunu düşünür. Bu felsefe durma noktasına Raskolnikof'u açar. kahraman kaderi F. Dostoyevski seçer nedir? yeni-uyarı "suç ve ceza" Hatta en korkunç kötü haklı hak ediyor. Raskolnikov eyleminin anlaşılabilir Yazar ilk aklın onu mahrum ve sonra gerçeği bildirmek için gönderir. Rodion deneyimler pişmanlık suç işlememiş, çünkü ancak kendilerini kabul çünkü "hakkına sahip". Raskolnikov oldukça genç ve aptal ve Mahkum etmeye yanlıştır. O, annesi gelecekteki kardeş ilgilenir geç Marmeladov ailesini yardımcı kimsesiz çocuklar düşünmeye ve muhtaç yetimlere para tahsis edecek - sloganını o Alyona Ivanovna öldürür, "Hedefler araçları meşrulaştırır", ama sadece Fetih. O zengin bir adam olsaydı, cinayeti giderdi asla ve suç ve ceza yerine olmamıştı. Ana karakterler - Rodion arkadaşı, annesi ve kız kardeşi - kınıyoruz ve anlamaya çalışmayın. Sonia Marmeladov ile - Samimi tövbe tövbe ve Raskolnikov yardım ve destek için her zaman var bir adam, bir hayat layık olacak herhangi suçluyu yükseltir. Dostoyevski Bir erkeğin hayatı darağacında bitmiyor sonla, seçer ve devam etmiştir. Sonechka Marmeladova kurtarıcı ve koruyucu melek Aşk mucizeler yaratabilir. Bu, içeriden bir kişi değiştirir gerçeğe yönlendirir ve yaşamaya devam etmek için bir teşvik vermek. Rodion Raskolnikov Sonia için kurtuluş oldu. "Suç ve Ceza" kız ile görüşmesinin ardından ana karakteri nasıl anlatıyor o hastalık ve can sıkıntısı hapishanede ölmüş olacaktı onsuz, yaptıklarının farkında olması pek mümkün değildir, tövbe etmedi. O caddenin cinayet tanınması önce gider ve olanlardan dolayı içtenlikle özür zemin, öp. iş kendi mutlu olmuştur iki talihsiz insanların sevgisini anlatır. Raskolnikov hiç hapisten çıksın, ve Sonia tam bir hayat iyileşmek ve birçok denemeden sonra onları birbirleriyle karşılamak için izin verdi gerçeğine şükretmek ile öyleler.

suç ve ceza karakter analizi